Karşı mahallede doğsam, “Hıristiyan” olacaktım, arka evde bir “Ermeni” olarak doğacaktım sağ yanımızdaki evlerden birinde dünyaya gelsem, “Alevi” olacaktım, kader bu; küçük bir evde “Sünni” olarak can buldum.
Nerede ve hangi kimlikte doğacağımız elimizde değil ama “insan” olmak elimizde…demişti bana bir sohbetimizde gazeteci arkadaşım , düşündüm de gerçekten haklıydı…
Yazıma nereden başlayayım derken geldi bile ilham perim.
Ben dedim ya, beni yazayım bari, düşünüyorum da, insanlar “Susmak Sanattır" diye bir söz çıkartıp susmayla iletişimi köreltip, millet koyunlaştırılmaya inandırıldı.. "Kişi, yedisinde neyse, yetmişinde de odur" dendi.
Bu ve bunun gibi söz kalıplarına inanıp onların arkasına sığınanlar, nefes alabilen bir canlıyı, dağlar gibi yer değiştirmeyen odun zannetti. Bu susmakla yola çıkan hayat görüşü, kibri davet ederek egolara yer ettikten sonra, herkes kendini bulunmaz bir Hintkumaşı olarak gördü, haksızmıyım ama, nereye baksam egosu tavan yapmış insanlarla karşılaşıyorum, heleki şu sosyal medya çıktığı çıkalı neler gördüm neler…
Aslında bunların hepsini, bir gün yola gelebilecek olan bir insanı aşağılamak ve kendisini yüceltmek adına yaptı...
Ve bu zihniyeti taşıyanlar yedisinde de yetmişinde de bu kafa yapısıyla hareket ettikleri için yalnız kalmaya mahkum oldular...
Biliyorum, hiç sorunsuz insanlar da vardır ama onların yerleri mezar….Kendimi bir kitap kurdu olarak tanımlayabilirdim ama okuduğum hiçbir kitap, mutluluğun garantisini vermedi bana.
Aslında gök kubbe ne kadar mükemmelse, yeryüzü de öyle olmalıydı.. Ne garip değilmi , bazen aynı dili konuştuğumuz, aynı kültürü paylaştığımız kişiden nefret bile ediyoruz. Neyi paylaşamıyoruz, o da belli değil? Oysa hayat öyle kısa ki göz açıp kapayıncaya kadar koskoca zaman geçmiş, çocukken genç kız, genç kızlıktan orta yaşlılığı sonra anneanneliği ve sonra elinde baston yaşlılığa transfer olup, çekip gidiyoruz bu fani dünyadan
Ama hep sonsuz bir boşluktan geldiğimiz için, önümüze çıkan boşluklara doymayı bekliyoruz…
Şu gerçek ki , doymuyoruz!
Dedim ya egosu tavan yapmış insanlar diye, işte o insan, kendini mükemmel görerek, kandırmakla mutlu oluyorsa, belki de hepimiz kendimizi kandırarak mutlu olmamız gerekiyor..
Her ne fikre sahipsem, hangi yıldızlardan düştüysem, her neredeysem
koyunlaştırılan değil, düşünen insanların bol olduğu bir dünyada yaşamak isterdim.
Derin bir ah çekipte keşke diyesim geliyor ya… nerdeeee…
Neyse yine köşemiz doldu, haftaya başka bir yazımızda buluşmak üzere kalın sağlacakla …
SEÇİL ESKİOĞLU
GAZETECİ-YAZAR
Yorum Yazın