POMPEİ olayını hepiniz bilirsiniz değilmi…. Sizin bildiğiniz Napoli’de VEZÜV yanardağı patlamış, o sıralar içki aleminde olan halk lavların altında kalmış, taşlaşmış filan, falan…
Şimdi gelin mantıklı düşünelim, yahu ateş değdiği yeri yakar, küle çevirir, yok eder hiç öyle taşa çevirir mi…. Dedim ya “Doğru sandığımız yanlışlar “ diye,
Olayın gerçeği şöyle aslında Pompei, Vezüv yanardağına çok yakın bir yerleşim birimidir. Olay M.S. 80 yıllarında gerçekleşmiştir. Yanardağ lav püskürtmeden önce zehirli bir gaz çıkartmıştır. Bu gaz genzi yakan ve kısa sürede insanları öldürebilecek nitelikte bir gazdır. Olayın gece yarısı olması insanların bu gaza uykuda yakalanmasına ve kaçamamalarına neden olur. Çoğu insan ve hatta şehirde yaşayan köpekler bir kaç dakika içinde ölür. Daha sonra şehre volkanın külleri dökülür. Bu küller şehrin üstünde üç dört metre bulacak biçimde birikir. 1900'lü yıllarda yapılan arkeolojik çalışmalarda bir arkeolog küllerin arasında biçimli boşlukların olduğunu fark eder. Bu türden bir boşluğa sıvı alçı dökerek kalıbını çıkartır, çıkan sonuç öldükten sonra üstüne kül biriken canlılar zamanla yok olmuşlar ama bedenlerini çevreleyen kül tabakasının sertleşmesiyle şekilleri korunmuştur.
Bugün Napoli'de yaşayan birine yanardağın lavıyla insanların taşlaştığını söylerseniz ya da ilahi bir gücün onları taş ettiğini söylerseniz size gülerek onların birer alçı olduğunu söylerler.
Olayı bilmeyenler için birer muamma olan bu 'taşlaşmış' insanlar aslında tamamen zehirli gazla ölüp üstüne kül biriken insanların neredeyse 1800 yıl sonra bulunup alçıdan kalıplarının çıkartılmasından ibarettir.
Hayatta böyle değilmi, biri ortaya bir iddia atar, herkes ona inanır, sonra bu yalan iddiayı ortaya atanda inanır ona… Böyle sürüp gider, Psikiyatrlar buna “Sürü psikolojisi” derler…
Araştırın dostlarım araştırın… Doğruyu bulduktan sonra inanın, Büyüklerimiz demiş ya “Biliyorsan konuş ibret alsınlar, bilmiyorsan sus Adam sansınlar” Araştırıp gerçekleri gördükten sonra eyleme geçerseniz siz kazanırsınız… En azından sonradan özür dilemek zorunda kalmazsınız…
Neyse kalın sağlacakla
SEÇİL ESKİOĞLU
GAZETECİ & YAZAR
Yorum Yazın