Eskiler derdi ki “Kızım bak adı koca insanı kocatır, iyi birşey olsa gonca derlerdi koca değil “ haaaa birde “Görmeyince göresin, görünce öldüresin gelir” derlerdi… Ne yaman çelişki.
Bugünkü yazımız ne olsun diye düşünürken, birden aklıma geldi evet karı kocayı niye işlemeyelim ki değil mi?
Neden erkeğe "KOCA kadına 'KARI' denir biliyormusunuz ?
Ayakkabının, terliğin, çorabın, hatta at arabasına koşulan atların eşi olur.
İnsanın eşi olmaz.
Belki bir ömür eşlik ediyor diye, sevgiliye eş deniyor olabilir.
Oysa Koca denmeli.
Koca; Bilge demektir. Koca demek dağ demektir. Dağ ne kadar yüce olursa olsun, üstünde "KAR" olmayan dağ eksik demektir. Dağların yücesine kar yağar diye kadında "KAR" gibi pak ve masum, örtmeli bir ömür boyu süsü olmalı o yüce dağın...
Yani bir erkek bir kadına evlenme isteğini ilettiğinde ona; Ben koca bir "DAĞ’ım sen de başımın üstünde "KAR"ım ol diyerek, ona baş tacım ol demek istiyor ne güzel değil mi?
Aşk gerçekten de geliyorum demez, anlayamazsınız nerden ve nasıl geldiğini.
Hatta yaşadığınız duygunun aşk olup olmadığını anlamak bile aşkı yaşamaktan çok daha zordur.
Aşk engel tanımaz. Tüm engelleri aşacak kadar güçlü hissedersiniz kendinizi.
Aşkın insanı uslandıran ve terbiye eden bir yönü de vardır.
Masumlaştıran bir anlamda. Adını koyamadığınız bir masumiyet, tüm bedeniniz ve vücudunuzu sarar bir anda.
Tam anlayamazsınız yaşadığınız duygunun ne olduğunu, inanmakla inanmamak arasında bir med-cezir yaşarsınız.
Ama bu med-cezirler sizi kimi zaman şair yapar, kimi zamansa yazar, bazen de ressam. İçinizdeki üretkenliğe aşk sayesinde çok daha rahat ulaşırsınız.
Kimi zaman aşkın cinsellik yönü çok daha uzak, ulaşılmaz ve temiz gelir insana.
Bazen cinselliğin aşkı kirleteceğini bile düşünebilirsiniz.
Kimi zamansa cinselliğin aşkınızı daha bir artıracağını.
Seks daha çok bedenle yapılan bir cinsel eylem.
Sevişmek ise ruhun beden ile bütünleştiği bir boyutta yaşanan cinsel eylemdir.
Sevişmek çok daha hesapsızca gerçekleştirilir.
Aşık olduğunuzda bir daha ‘asla yapmam’ dediklerinizi de yaparsınız.
Aşkın insanı aptallaştıran bir yönü de vardır.
Beyindeki bazı hormonları (endorfin – seretonin) aşağı çeken bir yönü.
Oysaki aşık olduğunuzda artan adrenalin salgısı size mutluluğun hiç görünmeyen yüzünü gösterir. Yerinizde duramazsınız. Kışın ortasında baharı yaşarsınız, tarif edilmesi zor bir enerji tüm bedeninizi kaplar.
Aşk tesadüfleri de çok sever. Bir anda, hiç ummadığınız bir yer ve zamanda karşınıza çıkıverir.
Aşk peşinden gittikçe ve aradıkça elde edebileceğiniz bir kavram da değildir.
Belki de bunun için çok özel ve önemli bir duygudur.
Aşkın insanı yerle bir eden bir yanı da vardır, mantığı duygulara teslim eden bir yanı.
Aşk denen duygunun ikizini bulmakta zordur, benzersiz bir duygu-durum halidir adeta.
Üzerinize aşık olunca hem kocaman bir yük biner, hem de üzerinizden kocaman bir yük azalır. Yani çelişkili bir durumdur aşık olmak. Aşk insana kendine yabancılaştıran bir duygudur da, her anlamda uzaklaştıran!...
Aşık olunca bir anda ne yapacağınızı çok iyi bilmekle, bilmemek arasında bocalarsınız, yine de adını aşk koyamazsınız yaşadığınız duygunun. Kısacası aşk sandığınız kadar kolay bir duygu değildir.
Aşkın tanımı ise herkese göre değişir. Aşk ile ilgili tanımlar bir anlamda da yaşadığınız duygular ile ilintilidir. Aşk mutlulukların en büyüğünü çağrıştırdığı gibi, mutsuzlukların ve acılarında en büyüğünü çağrıştırabilir. Ama her şeye rağmen aşk yaşanılasıdır…Özellikle karşılıklıysa hissettikleriniz tek taraflı değilse!
Umarım aşk adına güzel ve umutlu duygular yaşayan ve yaşatanlardansınızdır. Aşk yaşamınızdan hiç eksik olmasın.
Habercaddesinde başka bir konuda buluşmak üzere
Mutluluk ve sevgiyle kalın değerli okurlarım…
ESRA SONGÜLER
GAZETECİ -YAZAR
Yorum Yazın