Ey aşk sen nelere kadirsin, boşuna dememişler “Aşk ferman dinlemez” diye işte aynende öyleydi, Azeri delikanlı, İstanbul’a üniversite okumaya gelmişti ama kalbi hep Azerbaycan da atıyor. Güzeller güzeli nişanlısının hasreti başına vurunca, onu da buraya getirmeyi düşünüp bir iş buldu ona, yanına alsa olmaz, çünkü o iki odalı bir öğrenci evinde dört kişi kalıyor.
Kız, Orhan Velinin “Sana dün tepeden baktım aziz İstanbul” dizelerini yansıtan boğazı tüm görkemliği ile izleten , Tarabya sırtlarında lüks bir konutta yatılı bir ailenin yanında kalıp iyi de maaş alacak bu fikir birbirlerini deli gibi seven gençler için iyi bir fırsat, hem Pazar günleri akşama kadar beraber olacaklar.
Hayat böyle birşey işte, hep düşeş olacak değil ya, bazen de hepyek oluveriyor, oğlunun istemediği kızla nişanlandığını bilen kızı da pek sevmeyen oğlanın annesii, kızın oğlunun peşinden İstanbul’a gittiğini öğrenince, sinirlenir, onu oğlundan uzak tutmak adına dahiyane bir plan yapıyor, Askere gitmemiş oğlunu ihbar ediyor, herşeyden habersiz Azerbaycan’a annesini ziyarete gelen oğul daha Azerbacan’a adım atar atmaz, havaalanında yakalanıp askere gönderiliyor, Binbir hayallerle gurbet ellere gelen kız, artık o koca İstanbul’da bir yabancı ve tek başına kaldı şimdi de nişanlısı Azerbaycan’da üstelik 18 ay askerlik yapacak.
Kaderin kendi üzerine ördüğü ağdaki görevi, dörtyüz metrekarelik dublex bir evi tek başına çekip çevirmek olan kızcağız önceleri bocalamasına rağmen ne var ki kısa sürede alıştı da, işinden memnun, nasılsa nişanlısı da askerde olduğu için dönmek de istemiyor hem Türkçe’si ni de ilerletti, akşam bulaşığını yıkadıktan sonra, odasına çekilip dizi filmler izliyor ve şimdi yatağına yatmış düşünürken, annesinin tembihleri geldi aklına.
-Aman kızım, sen sen ol, Türkiye’nin iklimine güvenebilirsin ama insanlarına güvenme, dikkatli ol!
Nişanlısı askerde, korkuyor kızcağız dışarı çıkmaya ,ama evde ayrı baskı hemde evin hanımından, gerçi insan korktuğunu mutlaka yaşıyor ki son zamanlar, evin hanımı onu ikide bir yanına çağırıp eleştiri yağmuruna tutmaya başlamıştı bile, üstelik ele avuca sığmayacak sebeplerden. Şu var ki genç kız, hanımının kendisine kızarken bile insancıl tutumuna öyle hayran ki, onu kendi öz annesi gibi de seviyor.
Günler günleri kovalıyor Kız öylesine müsriftir ki doğal gazı sonuna kadar yakar, kadın çok sıcak dediğinde kombiyi kısacağına camları açardı, ışıkların tümünü açar, ev sahibi niye kızım dediğinde oralı bile olmazdı, Gerçi kızın bayağı bir faydası vardı eve, havuçlu özbek pilavından tutun da keşkek yapmasını bile biliyor, üstelik her yaptığı işi severek aşkla yapıyor o. Ne var ki gelen elektrik, doğalgaz ve su faturaları sitede bile dillere destan olmuş, rekor kırıyor. Evsahibi kadın aydın görüşlü belki de diye düşünüyor, en güzel çözüm bu kızla konuşmak, o böyle düşüne dursun, zira hizmetçi kız, duble evdeki e alt kattaki odasını terk edip üst kata taşınmış, üstelik bununla ilgili hiçbir açıklama da yapmıyor. Ardı ardına ortaya çıkan belirsizlikler, kadını hasta edebilecek boyuta ulaşacağa benziyorken, bir sabah kadın kıza hazırlanmasını söyler. Boğazda deniz kenarına gidip, sohbet etmektir amacı, ne olursa olsun konuşturacaktır onu. Başka çaresi yok! Çünkü bir yandan seviyor onu. Hizmetçi dediğime bakmayın, kız bayağı da havalı,
-Gözüme lens taksam mı acaba?” diye sorunca, kadıncağız gülmeye başlıyor,
-Lens tak, makyaj yap, istersen kıçını aç, yeter ki dürüst ol!
Deniz kıyısında lüks bir restoranda oturup sessizce yemeklerini yerler, arkadan çay gelecek ve sohbet başlamak üzere. Kadın sorar, kızım niye sen böylesin , kız şaşırıyor -Nasıl yani,
-Elektrikleri, niçin hoyratça kullanıyorsun, bizim gibi fatura ödeyen yok, hiç acımıyor musun sen?
Kız hayretler içinde kalıyor, şaşkınlıkla
-Neeee! Hiç Allah’ın verdiği kandile para mı ödenir? Fatura para ödemek değil mi? Nasıl olur ki, ben parasız biliyordum?
-Ama Azerbaycan’da kandil parası falan olmaz, sizin gittiğiniz taksi parasıyla biz bir ay geçiniyoruz.
-Ya doğalgaz?
-Onu da Allah veriyor. Ona da bir şey ödemeyiz, topraktan çıkan suya da ödemeyiz. Bize undan tut, şekere kadar devlet verir.
Ve devam eder,
-Bizim oralarda merdivenle alt kata iniliyorsa, orada uyumazlar, iyi saymazlar onu, zaten beni de rüyada korkutuyorlar, diye üst kata çıktım.
Kadın bu sözlerden sonra, yerinden kalkıp, kızın boynuna sarılır.
-Seni evladım gibi sevdim, onu da hissettin mi?
-Evet taa başından beri, arada bir bana kızsanızda, ben de sizi annem gibi sevdim. İşte bu yüzden, siz eşinizle tartıştığınız zaman, bahçeden gül koparıp ona veriyor, “Bunu size eşiniz yolladı” diyordum.
-Ve o hemen barışıyordu sizinle…
Ve gelelim finale… Hizmetçi kız artık o evin kızı gibidir, Nişanlısı askeriiğini yapmış tekrar Türkiyeye dönmüştür, Aile kızın nişanlısına iş bulur, ev tutar, ve görkemli bir düğün yaparlar…. Ve Azerbaycanda başlayan aşk Istanbulda tüm ihtişamı ile yaşanır.
Bu hikayenin kahramanları şimdilerde nerede bunlar derseniz, bilmem, bu hikayeyi bana anlatan arkadaşım biliyordur belki ama hiç anlatmadı…
Bu haftalıkta bu kadar haydİ kalın sağlacakla
SEÇİL ESKİOĞLU
GAZETECİ-YAZAR
Yorum Yazın