Hafta tatilimdi, arkadaşlardan telefonlar gelmeye başlamıştı, “Hadi Seçilciğim kalk gel sahilde biraz turlayalım ” “Ev kuşu sende” “Kızım kalk gez biraz kök salacaksın evde ” derlerde derler.. yok yok, bugün havam yerinde değildi, hafta boyunca çok yorulmuş o yorgunluğumu atacaktım, Ayşe Kulin’in yeni kitabı çıkmıştı adı “Handan” koltuğuma çekilmiş, sayfalar arasında sörf yapıyordum
Ayşe Kulin bu kitabında Halide Edip Adıvarın hit eseri “Handan” dan yola çıkarak her güçlüğe, her şarta göğüs geren ve “asla pes etmeyen” bir kadının hayatını anlatıyordu,.
Kızım Berfunun sesiyle irkildim “Anne biraz mola ver” bak sana kahve yaptım… canım yaaaa orta şekerli kahvemi getirmişti bana… işte kızım herşeylere bedeldi benim için kızımla sohbet ederken kapı çaldı… Berfu kapıyı açmaya gitti..
- Kim geldi kızım….
- Selin abla geldi anneciğim
Kitabımın arasına ayraç koyup, yerimden kalkmıştım ki selin odaya gelmişti bile… Biliyorum şimdi diyeceksiniz ki Selin kim… haklısınız ama, Selin benim Liseden arkadaşım, Ankara’da yaşıyordu, aradan yıllar geçti, artık İstanbul’da, hayat hikayesi çok ilginçtir, durun size anlatayım, biliyorum onun hikayesine inanmayacak bana “Hadi Canım Sende” diyeceksiniz… aslında haklısınız inanılır gibi değil çünkü…
Söylemiştim Selin Liseden arkadaşım diye, yani aynı yaşlardayız, Selin, boylu poslu, oldukça güzel bir arkadaşımızdı, liseden sonra okumadı, kurslara gitti ve manken oldu, çok iyi paralar kazanıyor, altında lüks arabalarda geziyordu, birgün birine aşık oldu, sonra evlendi, eşi diş doktoruydu… amaaaa evet işte o amalar var ya… Evlilik bir şanstır, adam gibi adamına rastlar bir ömür boyu mutlu olursunuz, ya da öküz gibi adama rastlar hayatınızı zehir edersiniz…. Evliliğinin ilk yılları çok güzeldi, mutluluktan uçuyordu, hatta bora ve baran isimli ikiz çocuklarıyla bu mutluluğu taçlandırmışlardı… ama eşi umduğu gibi çıkmadı… sonraları kendini içkiye verdi, akşamlarını barlarda geçiriyordu.. ee buna paramı dayanır, bu kez Seline dayaklar başlamıştı… zavallı Selincik kan kusuyor, kızılcık şerbeti içtim diyordu, aylar yılları kovaladı, eşi düzeleceğine daha da ileri gitmeye başlamıştı… Selinin iç çamaşırlı fotoğraflarını çekip internete atmıştı, ve Selinin cep telefonu ile birlikte Selin kendisine gelen iğrenç telefonlardan artık bunalmıştı, intiharı bile düşünmüştü şaşkınlıklar içindeydi, zorla bataklığa sürükleniyordu, sonunda birgün kolundaki bileziğini satıp yol parası yapmış, eşyalarını toplayıp istanbulda ailesinin yanına sığınmıştı… Eşi peşini bırakmıyordu, Selini cüzdan gibi görmeye başlamıştı… Su testisi su yolunda kırılır derler ya… İstanbula Selini almaya gelirken, o içkinin kurbanı oldu, sarhoş araba sürerken, Bolu civarında bir Tır’ın sıkıştırması sonucu refüje çarpınca alev alan arabada cayır cayır yanmıştı… Polisler eve gelip olayı Seline bildirince selin sevinçten adeta zil takıp oynayacak duruma geldi Hayat böyle birşey, kimbilir belkide selinin cellatı gelirken İlahi adalet ona dur demişti…
Selin benim canım arkadaşım yıllar onu yıpratsada güzelliğinden birşey kaybetmemişti , sanki Ayşe Kulin’in o Handan romanındaki Handan rolünü üstlenmiş gibiydi…
Biliyorum şimdi çoğunuz bu öyküye inanmadınız bana “Hadi Canım Sende” diyorsunuzdur, varın deyin… bilirmisiniz bazı şeyler anlatılmaz, anlatılamaz, yaşanır… istemem kimsenin yaşamasını… ooo çok çabuk sayfa doldu bile, haydi herzaman olduğu gibi Kalın Sağlacakla
SEÇİL ESKİOĞLU
GAZETECİ - YAZAR..
Yorum Yazın