Merhaba dostlarım,
İki gözün görüyor, ayakların yürüyor, ellerin senin yaşam konforunu artırıyorsa daha ne istiyorsun ki, hayatın neler getireceğini bilemezsiniz, kimsenin bir dakika sonrasına bir garantisi yoktur, bilmez, bilemezsiniz hayatın cilvelereni, Elbette hepimiz kusursuz olmak isteriz, ama olmaz işte olamaz, kadere inanırmısınız bilememde, ben inanırım, Şöyle çevremize baktığımızda o kadar çok engelli dostlarımız varki…
Bir arkadaşım var, gençliğimiz aynı köyde geçmişti, çok genç yaştayken bindiği traktör hareket halinde iken düşmüş, ayakları tekerleklerin altında kaldığından maalesef kesilmek zorunda kalınmıştı, çok sevdiğim çok değer verdiğim, can arkadaşım, Aylin ; Geçen hafta Aylinle buluştuk, Dragos sahilinde bir çay bahçesinde oturmuş, adalara karşı huzurlu saatler geçirirken Aylin bana hayat hikayesini anlattı
- Seçilciğim biliyorsun ben engelliyim, bana tekerlekli sandalyeyi gösterip “Artık bununla yaşayacaksın.” dediklerinde henüz 17 yaşımdaydım. Lise eğitimini yeni bitirmiş çoğu insanın yaptığı gibi üniversite sınavlarına var gücümle hazırlanmam gerekirken iki bacağımı da talihsiz bir trafik kazasında kaybetmiştim. Biten her günün sonunda, aslında kaybettiğim şeylerin yalnızca bir çift bacak ile sınırlı kalmadığını acı bir şekilde fark ediyordum.Yaşıtlarımın bir hevesle gidip bir hışımla sıkıldıkları üniversite hayatları benim rüyalarımı süsleyen bir inci tanesi gibiydi uzun yıllar. Güzel dostlukların oluştuğu, yeni deneyimlerin kazanıldığı ve belki de aşkla ilk tanışıldığı o heyecanlı hatıralar... İşte tüm bunlar bana bir gezegene seyahat etmek kadar imkânsız geliyordu çünkü iki ayağım da diz kapaklarımın üstünden kesilmişti. Zaruri ihtiyaçlarımı bile kendi başıma karşılayamazken üniversite hayalleri kurmak ne haddimeydi ki! Özgürlük alanım tekerlekli sandalyemin kat edebileceği yollardan ibaretti. Ufak bir yokuşu bile neredeyse yardım almadan çıkamıyor hatta çoğu zaman köy yolları bozuk olduğu için evimin bahçesinden bile uzaklaşamıyordum. Tüm bunların yanında insanların bana olan tuhaf bakışlarıyla mücadele etmek dayanılmaz bir yüktü. Beni sürekli sakat olarak görüp elimden hiçbir iş gelmeyecek kadar aciz olarak bakmaları ruhumda silinmeyecek yaralar açıyordu. Sanırım “Bir delikanlının yıkılışını tarif et.” deseler bundan daha vahimini anlatamazdım. Kitapları çok sevdiğim ve içlerindeki karakterler ile arkadaşlık kurmak istediğim için üniversitede Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü okumak istemiştim. Tahmin edebileceğin gibi benim durumumdaki bir insanın arkadaş edinmesi epeyce güçtür. Bundan dolayıdır ki kafamda bu bölümün alternatifi dahi yoktu. Yıllar böylece su gibi akıp geçmiş ve ben kırk yedi yaşıma vardığımda içimdeki o boşluğu hâlâ dolduramamıştım. Ta ki o ana kadar...Memleketimin bir köşesinde hâlâ engelli insanların hayata kazandırılabileceğine, onların en az sağlıklı bireyler kadar başarı ve fayda gösterebileceğine inanan bir avuç insanla karşılaşmak sanırım kaderimin bana en muhteşem hediyesiydi Açıköğretim;
Bugün hiç olmadığım kadar mutluyum çünkü biraz önce Açıköğretim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümüne kayıt yaptırdım ve mezun oldum, hayat kaldığı yerden devam ediyor arkadaşım, Merhaba Hayat…
Aylin bunları anlatırken benim gözlerim dolmuştu… Kafamı denizden kara tarafına çevirdiğimde gözüme yolun karşısındaki başka bir tabela çarptı “Dragos Bedensel engellilerle dayanışma derneği”
Herkese engelsiz bir yaşam dileğiyle kalın sağlacakla …
SEÇİL ESKİOĞLU
GAZETECİ-YAZAR
Yorum Yazın