“Dost dost diye nicesine sarıldım
Benim sadık yarim kara topraktır
Beyhude dolandım boşa yoruldum
Benim sadık yarim kara topraktır”
Ne güzelde demiş Aşık Veysel, yüreğime dokunan bu mısralarda. Bazen uzun uzun düşünürüm, gerçekten de dost, dost diye nicelerine sarıldım şu fani dünyada… Ama hepsi boş, inanın boş… Oysaki dostluk çok farklı bir kavramdır, Psikolog ve Pedagog bir arkadaşım var, birgün ona sormuştum “Arkadaşlık ile Dostluk arasındaki farkı , cevabı çok kısa ve net oldu ;
-Şöyle düşün Seçil, “Arkadaş Kitabevi, Dost ise Yayınevidir, bu kavramdan yola çıkarsan aralarındaki farkı çok iyi hissedebilirsin” ,
Arkadaşım çok ama çok haklıydı, gerçekten de Arkadaşım çoktu, çünkü yapım ve karakteristik özelliğimden dolayı beni severler kimseye bir kötülüğüm yoktur, ondan çok arkadaşım vardı, ama dostum dersen… işte orada mola verelim dostum çok az… Çünkü dost benim için çok önemlidir öyle herkesle kolay kolay dost olmam ben, ama gerçek dost kaldımı dersen.. yok, Aşık Veysel'inde dediği gibi gerçek dost Kara Toprak….
Gecenlerde sosyal medyadaki güzel sözleriyle bizleri düşündüren, zaman zamanda üstümüze alındığımız sözler yazan, bir arkadaşım sayfasında yazmıştı demişti ki;
“Can ciğer dostumun yolunu gözlediğim yolda, o gelecek diye yolumu değiştireceğim hiç aklıma gelmezdi.”
Hem güldüm, hem düşünmüştüm, doğru ya hepimizin başından geçmiştir, biz dost biliriz, kalbimizi açarız, kapımızı açarız, güveniriz sırtımızı döneriz ki asıl hançeri o zaman yeriz o bıçak sırtımıza değil kalbimize saplanır aslında, insanlara olan güvenimizi yaralar ve bakarız ki koskoca dünyada yalnızız hemde yapayalnız…
Oysaki niye böyle, niye insanlar kendi menfaatleri uğruna insanları satarlar, niye… bizim hakkımız yok mu gerçek bir dost bulmaya, onunla oturup kırk yıl hatırı olan bir kahve içmeye …. Onunla dertleşmeye, sırlarını paylaşmaya … Yok işte yok onun içindir ki ben Japon’lara hayranım, onlarda Allah korkusu yoktur ama insana olan saygı korkusu vardır, utanma duygusu vardır, saygısızlık etmeleri beklenmezde, öyle bir durumda ise “Ben insanların yüzüne nasıl bakarım” düşüncesi ile intihar ederler, bir arkadaşım anlatmıştı, oğlu Japonya’da çalışıyormuş onu ziyarete gitmiş, daha diyor havaalanında uçaktan indiğimde beni karşılayan oğlumun ilk sözü “Aman baba burada çok hatalı birşey görürsen sakın kafanı iki yana sallayıp çık çık deme, o burada en ağır hakarettir, “ Düşünün, bizde bu hareket hakaretten bile sayılmaz,
Bence dost dediğin öyle kötü günde yanında olan falan değildir, asıl dost başarına gerçekten sevinebilen mutluluğunla mutlu olup yanında olandır, ama maalesef günümüzde geçerli olan ise lafla hep yanında olup, iş icraata gelince anında yok olanlar.. aslında bilirmisiniz ben insanlara karşı ne üzgünüm, ne de kırgın, inanın yorgunum sadece, gün gelir kendime bile tahammül edemezken, nasıl katlanayım kendini bilmezler… Onun için Allaha havale ettim hepsini !
Bu hafta biraz üzdüm sizleri, içimden böyle geldi kafama göre takıldım diyelim, Siz siz olun, herzaman dürüst olun, hani derler ya “Gözlerimin içine baka baka yalan söylüyor”diye aman onlara çok dikkat edin, ve son söz şu sözümü unutmayın “ İki göz birbirine inanmamış Allah ortaya burun koymuş” değil mi ama,
Haydi haftaya Habercaddesinde başka bir konuda buluşmak üzere kalın sağlacakla
SEÇİL ESKİOĞLU
GAZETECİ- YAZAR
Yorum Yazın