Bu benim İlham perim, bazen umulmadık anda gelir omuzuma dokunur. Bende sade kahvemi almış, masamın başına geçmiş, laptopumu açmış sizlere ne yazsaM ne yazsaM diye düşünürken, telefonuma geçmişte ikimizde mutlu günlerimizdeki resimlerimiz düşmüştü.
Kendi olmasa bile adı olan, İzmirin şarkılara konu olmuş ünlü bir ilçesinin turistik mahallesi vardır, çok gitmişliğim vardı oralara, orada muhallebiciye pek rastlamadım ama, ne hikmetse İstanbulda çıkagelmişti o muhallebici ve o muhallebicide yediğimiz muhteşem bir serpme kahvaltı…
Artık o günler geri gelirmi derseniz, bilmem?
TV de bir müzik Selami Şahin'den dinliyorum..
“Sen gittin ya yaşantımın bir anlamı kalmadı
Sen gittin ya pencereme bir kez güneş doğmadı
Sen gittin ya senden sonra mutluluğum olmadı
Senle geçen günlerimin değerini bilmedim
Özledim teninin kokusunu özledim
Özledim sımsıcak nefesini özledim
Özledim sohbetini o sesini özledim
Gelmedin göz bebeğim can yoldaşım gelmedin”
Onu unutamayacağımı düşünmüştüm ya sonra es geçtim, layık olduğu yere gitsin ne hali varsa görsün diyeceğim de, olmuyor işte neyse ..
Kızartma yaparken elinize yağ sıçradığını hayal edin!
Ya da, bir çaydanlık kaynar suyun üstünüze döküldüğünü.
Nasıl?
Derinden sızlıyor, dimi?
Çokk!
İşte benimde öyle..
Ve herseyini bir ölümü vardır , hatta Zincirlikuyu mezarlığının kapısında da yazar “Her canlı ölümü tadacaktır” diye, mezarlıklar öyle acılarla doludur geçenlerde bir köşe yazısında okumuş çok etkilenmiştim. Ölüm...
Ayrılıkta benim için ölümdür, onun acısıdır yaşanan..
Öyle bir acı ki, ciğer mi dalak mı, neresi sızlıyor artık bilemem ama iki litre soğuk suyu kafana devirsen de geçmiyor.
Geçmez de…
Kesik kesik film gibi, yaşamın her kesitinde rahatsız ediyor sizi. Mutlu olduğunuz anlar bölünüyor. “Keşke o da burada olsaydı,” diyorsunuz. Onu başkasının kollarında düşünmek kadar acı birşey vardı ki bu hayatta.
Yeri geliyor, karnından civciv sesleri gelse de birşey yiyemiyorsun fit bir bedene sahip oluyorsun, dıştan bakanlar, “ne güzel formun var, manken gibisin ” dedikleri zaman, “Demek ki acılar yarıyormuş insana” diye teselli ediyorsun kendini.
Bu acı var ya; öyle bir yanık ki ömrünü törpülüyor. Oysa bir kez ölür insan, sen ise her gün ölüyorsun
Yine de köşeyi doldurdum bu hafta… üzüldünüz değilim,… yok yok üzülmeyin.. hepsi boş hayaldi bunların gerçekle alakası olmayan, yaşansada artık yaşanmamış olarak kabul edilecek… Hayat devam ediyor… Sade kahvemden bir yudum daha aldım, sonra düşündüm, bir kahvenin 40 yıl hatırı kaldımı diye.. yok canım nerede, ne kırkı artık oturup kendin içiyorum kahvemi, kimsenin hatırı, hatırı yok bende.
Pazartesi uğurlu günüm benim, yeni bir hafta pazartesi başlar çünkü, haftaya pazartesiye Habercaddesine başka bir konuda buluşma üzere sağlacakla kalın değerli okurlarım
Seçil Eskioğlu
Gazeteci Yazar
Yorum Yazın