Ne güzel demiş şairin biri…
”Senin yanındayım “diyenlerin mesafesini görünce, şaşırma.!!
Etrafında dört dönüp senden aldığı iyiliği,
Çıkarı, menfaati bitince yola koyulan olursa, şaşırma.!!
Her gün seni derdi ile boğan, bir gün huzura erer de nankörü olur vefanın "nasılsın?" diye bile merak edip sormaz, şaşırma.!!
Sen onun için çırpınır, çareler ararsın gün gelir telefonunu bile açmaz olur, şaşırma.!!
Diyeceğim o ki dost ; sen ömrünü verirsin bir gününü çok görenler olur, şaşırma.!!!
“Dost “dediğime bakma o öyle bir mertebedir ki, herkes layık değildir bu sıfata.
Sen dara düşmeye gör... Kaç kişi kalır ki yanında...! Bir bak hele, sakın şaşırma!”
Aynen de şairin yazdığı mısraların arasında geçiyor ömrümüz. Hep eskilerin güzelliklerini anlattığım için bana “Lavanta kokulu kadın” derler, varsın desinler ben umursamıyorum, çünkü gül koktuğumu, gerçek dostlarım bilir benim..
Hep eskileri baz alırım ya, ama gelde alma, annelerimiz bizleri pazara, alışverişe giderken komşumuza bırakırdı, sokakta birimizin karnı acıksa annelerimiz ekmeğin üstüne Sana yağını sürer hepimize verirdi… peki ya şimdi… evet şimdi… Bir arkadaşım anlattı, önce şaşırdım sonra ona hak verdim, arkadaşım eşinden ayrılmış, kız evladını tek başına yetiştiriyor, şu sıralar Ankara üniversitesinde öğrenimine devam eden kızı, daha önceleri Ankarada TED kolejinde okumuş, arkadaşımda iş kadını, diyor ki, “Ben kızımı okul çıkışı kendi öz ablama bile emanet etmedim, son zil çaldığında benim kızım doğru okulun güvenliğine giderdi, güvenlik beni arar, ben arabama atlar gider kızımı alır, onu eve bırakır, sonra tekrar işime dönerdim” şimdi bir düşünün bakın bir kadın kendi öz ablasına evladını bırakamıyor, bu öylesine anlatılmış bir öykü değil, gerçek…
Peki niye , biz niye böyle olduk, kendi evladımızı bile en yakınımıza emanet edemiyoruz.. Ben bu soruyu çok sormuşumdum kendi kendime… Biri yardım elini uzatsa şaşırıyor, o elde korkuyor, acaba altından neler çıkacak diye düşüncelere dalıyoruz … Pek niye… niye insanlardan korkar olduk.. Niye herkes bize zarar verecek korkusuyla yaşıyoruz, işte ben bu soruların cevaplarını bir türlü bulamadım, varsın bana “Lavanta kokulu kadın” desinler ben eskileri özledim inanın çok özledim, O insanların pırıl pırıl insanların karşılıksız dostluğunu, kalbinin temizliğini , “Ev alma komşu al” denilen günleri inanın çok özledim… Keşke diyorum keşke şöyle zamanı geri alabilecek bir teknoloji olsada, şöyle yirmi otuz yıl gerilere dönüp o günleri yeniden yaşamsam, Keşke…
Neyse bu haftaki köşemizde doldu, haftaya başka bir konuda buluşmak üzere kalın sağlacakla dostlarım
SEÇİL ESKİOĞLU
GAZETECİ-YAZAR
Yorum Yazın