Habib BABAR
İş yoğunluğundan pek TV izlemem.Ancak son aylarca özel bir TV kanalında yayınlanan 80’ler dizisini dikkatimi çekti…Diziyi izlediğimde kendimi çocukluk yıllarım olan 80’lerde buldum…Diziyi izledikçe kah hüzünlendim,kah güldüm..
Evet o yıllarda komşuluk,dostluk ve vefa vardı… Küçükken ne zaman yaşı oldukça geçkin, tonton bir teyze ya da dedenin yanına ilişip muhabbet etmeye başlasam, her sokağı denize çıkan sayfiyeler misali, konu mutlaka bir yerden geçmişe ve dünyanın ne kadar değiştiğine varırdı. Takılmış bir bozuk plak gibi sanki anlaşmışlarcasına hepsinin ağzından aynı cümleler dökülüverirdi: “Siz bilmezsiniz yavrum, ah nerede o eski günler…” Ben de çocuk aklımla içten içe ölesiye merak ederdim o eski günleri. Ne idi o günleri bu kadar özel, bu kadar özlenesi kılan? Mümkün değil miydi o günleri geri getirebilmek, aynı ahengi yakalayabilmek?
Büyüdüm ve yaşım o kadar ilerlemese de, benim de yanıma zaman zaman çocuklar ilişiverdi muhabbet etmek için. İlginçtir, ağzımdan “Ah nerede o eski günler!” lafını çıkarmamak için epey gayret ettim. Anladım dünyanın değişmesi ne demekmiş, değişen o dünya ile neler de değişir ve kaybedilen o günler neden geri gelmezmiş…
Eş-dost ve akraba ziyaretlerinin yerini, garip ilişki türleri aldı. Gerçek anlamda, canlı- canlı yaşamış olduğumuz o eski ilişkilerle artık; “telefon”, “mesajlaşma”, “facebook” gibi araçlar yer değiştirdi.
Kısacası ilişkilerimiz “mekanikleşerek” ve “ruhsuzlaşarak” içerikten yoksun hale geldi. Artık işlerimizi halletmek için yüzyüze gelmemize gerek yok. Birbirimizin kahrını çekmemize ise hiç gerek yok. Birkaç “tuşla” işlem tamam.
Keşke o tonton teyze ve dedelerin ‘Bizim bilemediğimiz’ o günleri yaşasak,tüm ilişkileri ortadan kaldıran sosyal medyadan uzak…
Ah nerede o eski günler...
Yorum Yazın