Merhabalar sevgili HABERCADDESİ okurlarım, bu haftada artık esiri olduğumuz sosyal medyayı işleyelim…
Gençleri geçelim, sözüm bizlere, hani eskiler derler ya yaş kemale ermiş diye, işte öyle birşey, hatırlarsınız değil mi eskiden kimse kimsenin doğum gününü bilmezdi, çok yakınlarımız bilirdi. Anne, baba, kardeş
Ve sonra günler geçti, evlendik, çoluk çocuğa karıştık, bu kez çekirdek aile olarak toplanmaya başladık, eşim pastayı getirir, çocuklar etrafımızda mumları söndürür, kutlardık, İlk yıllarda çocuklar tebrik kartı yazardı, promosyon olarak ta sarılıp öperlerdi, daha sonraları çocuklar harçlıkları ile hediye almaya başladılar, şimdi hepsi iş güç sahibi oldu, çoluk çocuğa karıştı, hiç unutmam geçen yıl doğum günümdü kapı çalında açtım, kargo bir demet beyaz gül getirmiş, üzerinde ufak bir not, “Anneciğim seni çok seviyoruz ” Kızın ve Damadın, ardından bir telefon, beni yemeğe götürüyorlar.
Ama gerçeklerde var, hayat devam ediyor, son zamanlarda hayatımıza sosyal medya girdi, Bir girdiki, dibine kadar, herbirimizin elinde akıllı bir telefon lavaboya giderken bile yanımızda, kim ne yazmış, kim neyi paylaşmış, kim ne yemeği yapmış, neler neler… Bir arkadaşım anlatmıştı, çok güldüm, hoşsohbet arkadaşım, bir buluşmamızda ilginç anısını anlatmıştı, bana,
- Boğazda bildiğim ünlü bir restaurant var, boğazın kenarında çok lüks ve tabiki o derece de pahalı, aynı mekana bir arkadaşımla birkaç kez gittiğim için mekanın konseptini iyi biliyordum, birgün sanalda bir arkadaşım bir mekan paylaştı, anlatımında güya buraya gitmişti, konum olarak ta o gittiğim ünlü restaurantı atmıştı, şaşırdım, paylaştığı fotoğraftaki mekan orası değildi ki, üşenmedim fotoğrafı bilgisayarıma kopyaladım, photoshop altında incelemeye başladım, bahsettiği yerde bir sahne vardı, oysaki o restaurantta yoktu, sonra camların arkasında bir cami görüntüsü vardı, ama adı geçen Restaurant boğaz kenarında olduğudan karşısında enfes Boğaziçi köprüsü vardı. meraklandım sahnenin üstündeki yazı dikkatimi çekti, biraz daha büyütüp yazıyı okuduğumda acı acı gülmeye başladım… Sana yeminle Seçil sahne üstünde şöyle yazıyordu, “Sefa düğün salonuna hoş geldiniz” ….
Geçenlerde doğum günümdü, sosyal medyaya baktım doğum günümü tebrik eden 1200 kişiyi geçmiş, eminim yarın 1500 bulur, bu ne ya… Muhtarlığa adaylığımı koysam kesin kazanırım, hepsini toplayıp bir mekana kutlamaya gitmeye kalksam ancak bir stad kiralamam gerekli , ama biliyormuşsunuz o zaman da insan kendini bir halt sanıyor, havam yerinde, kasıl, kasıla bildiğin kadar, Meksika’dan, Japonya’ya kadar tebrikler yağmur gibi yağıyor, hadi canım bırakalım sanalı gerçeğe dönelim, dedim ya geçenlerde doğum günümdü evde yalnızdım diye,, bana bir kahve yapan kızım vardı, o da uçtu gitti yuvasını kurdu, oturdum bir sade kahve yaptım kendime geçtim koydum aynayı karşıma, höpürdete, höpürdete içtim, sonra kendi falıma bakmayı da ihmal etmedim…
Ama sosyal medya var ya… karşımda bilgisayar, doğum günümü kutlayan binlerce sanal arkadaş,
Söyleyin Allahaşkına bunun neresi gerçek, Allah korusun evde kalp krizi geçirsem hastaneye götürecek kimsem yok, ama ertesi günü telefonuma 500 mesaj gelir “Geçmiş olsun”. Ölüp gitsem ertesi günü sayfamda yine 500 mesaj “Işıklar içinde uyu” etme, eyleme yaaa ölmüş biri onları nasıl okusun.
Kısaca yazımızı noktalayalım mı, inanın hayatta, çocuklarınızın size sarılıp öpmesi kadar sıcak bir şey yok, İyi ki varsın Berfu, iyi ki seni dünyaya getirmişim güzel kızım …
Kalın sağlacakla
SEÇİL ESKİOĞLU
GAZETECİ - YAZAR
Yorum Yazın