Herkes yalnızlık hissini biliyordur. Kimileri zaman zaman kendisini yalnız hisseder kimileri ise etrafı insanlarla çevrili olmasına rağmen kendisini sürekli yalnız hisseder.
Bu, derinlerde yatan içsel yalnızlıktır. Bu duygu yoğun paylaşma isteğine karşın paylaşılsa bile karşılanmayacağı tecrübesinden kaynaklıdır.
Yalnızlığın bir
çok yüzü vardır.
En kötüsü insanı yalnızlaştıran korku veren yüzüdür.
Bir insanın deneyimlendiği yalnızlık sürecinin içsel huzura götürüp kendisine en iyi dost olmasına ya da yalnızken ölüm korkuları ile mücadele eden korkmuş küçük çocuğa yol açması yalnızlığı değerlendirmesiyle alakalıdır, yani insanın tecrübeleri ve biyografisi ile bağlantılıdır.
Duygusal açıdan yalnız bırakılan ve veya anne babanın fiziki olarak çocuğun ihtiyaç hissettiğin de yanında olmamaları çocuğun ruhunda yalnızlık varoluşsal bir tehdit teşkil etmektedir. Gerçek hayatta bir tehdit söz konusu olmayabilir.
Hissettiğimiz bizim için gerçektir, zihnimiz istediği kadar zıttında ısrarcı olsa da.
Yalnız bırakılan çocuk travmatize olmuştur.
Güvenli bağlanma deneyimi edinmemiştir.
Bakımıyla yükümlü kişiler tarafından güç bulamamıştır, emniyette olduğunu hissedememiştir, kendi başına ve korku dolu deneyimle korumasız kalmıştır. Nasıl korusun kendisini? Henüz bir çocuk. Kendisini koruyamaz ve kendisini korumak mecburiyetinde de değildir üstelik.
Bu çocukluk deneyimi duygusal hafızaya kaydedilmektedir. Her hücrede kayıtlıdır, çünkü korku fiziksel reaksiyonlarla kendisini belli etmektedir. Beden bunu hatırında tutar ve içselleştirir. Erişkin tam da kendisini yalnız ve terk edilmiş hissettiğin de beyin bu duyguları çağırmaktadır.
Bir taraftan acıyken, diğer taraftan içinde büyük bir fırsat barındırmaktadır aslında:
- Çocukken yaşadıklarıyla yüzleşme fırsatı,
- geçmişte hissettiklerinin farkına var fırsatı
- bunları değiştirmeyi öğrenebileceğinin fırsatı
- artık o yalnız, terkedilen, yuvasız, kırılgan, ürkek çocuk olmadığını bilme fırsatı
- kendisine yardım edebileceğinin fırsatı
- artık bir yetişkin olduğunun farkına vararak kendisinin seçim yapabileceği bilincine ulaşma fırsatı:
1. Öğrendiği gibi kendisini korkuya teslim etmeye ve ona göre davranmaya devam edebilir. Küçüldükçe küçülür.
2. Korkunun esiri olmak yerine korkunun üstünden gelebilir. Güçlendikçe büyür.
Ayrılık, boşanmak, sevdiğimiz bir insanın ölümü, taşınma gibi durumlarda hayat bizi bu tecrübemizle yüzleştirir ve bu sorunumuzu çözmemizi ister. Hayat çünkü bizi sever, asıl ihtiyacımız olanı verir; travmalarımızla hayat yolcuğumuza devam etmememizi, korkumuzun kurbanları olmamamızı ister.
Korku bize kendimizi kurbanlık koyun gibi hissettirir, başkalarının ilgisine ve sevgisine bağımlı hale getirmektedir.
Bağımlılığın her türlüsü zayıflıktır. Ne kadar uzun sürerse o kadar zayıflatmaktadır. Zayıflığımızla yüzleşmemek için hayatımız maddeye veya birine/birilerine odaklıdır. Bu bağımlılık düşüncemize, duygularımıza hükmetmekte, eylemlerimizi belirlemektedir.
Bunu değiştirmek için en başta itiraf ve kabulleniş önemlidir, örn.
‘Yalnızlık karşısında kendimi güçsüz hissediyorum ve başkalarının ilgisi ve sevgisi olmadan hayatımın üstesinden gelemiyorum.’
İnsanın kendisine yalnızken katlanamadığı veya kendisine yetemediği kulağa hoş gelmese de, ürkütse de, gerçekler acıdır. Her gerçek gibi bu da özgürleştirme potansiyeline sahiptir. Duygusal bağımlılıktan özgürleştirmektedir.
Duygusal bağımlılık öylesine eylemlerdir, başka stratejiler bilmediğimizden başka imkanlarımız olmadığından gerçekleşen eylemlerdir.
Yalnızlıktan korkan insanların yalnız kalmamak için taşıdığı yükler:
- ihtiyaçlarına cevap alamadığı ve yıkıcı ilişkilerde aranje olurlar
-aslında sevmediği insanlarla da görüşürler
- başkaları istemiyor diye yapmak istediği şeyleri yapmaktan vazgeçerler
- Korkusunun oyun topu oldukları için çok kolay kendilerini başkalarının oyun topu yapmaktadırlar
- dolayısıyla hiç ilgi çekici olamazlar
- korunup kollandıklarını hissetmek için kendilerini korumayı öğrenemediklerinden kendilerini yabancı ellere teslim ederler
- topluma bağımlı bir şekilde yaşamaya bağımlıdırlar
- benlik değerleri için ihtiyaçları olan duygusal güveni ve garantiyi başkalarından almak ister ve bunu sağlamaya çalışırlar
- içten hissetmedikleri için kabul gördüklerin de kendilerini kabul eder, sevildiklerin de kendilerini severler, bunun için kendilerini ve dünyalarını idealleştirirler.
İç dünyada kendi gücüne, kendisine ve başkalarına karşı değer duygusunda hissedilen özgüven ve güven eksikliği
yalnızlık korkusunun sonuçlarıdır.
Kendisini geliştirip ayaklarının üzerinde duramaması, kendisine güveni olmaması,
düşük benlik değeri, etkisiz olduğu deneyimler kronik abartılı bir şekilde başkalarını düşünmeye yol açmaktadır.
Sosyal ilişkiler içsel boşluğu ve terkedilmişlik hissini uyuşturma görevi görmektedir. Tutunduğunu hissedebilmesi için korku başkasının/başkalarının ilgisini garantilemek zorunda hissettirir, anne arar veya annelik yaptırır.
Yalnızlıktan korkan boş kalmayı sevmez. İçsel boşluğu doldurmaya araçları yetersizdir. Kendisiyle baş başa kalmaktan korktuğu için sürekli başkaları tarafından meşgul edilmeyi seçer. Ama bunların hiç biri uxın nefesli çözümler değildir. Altı olmayan, boş kova gibi. İçsel bağlanma olmadan dışsal bağlanma ile o kova dolmaz.
Bazı insanlar ise kendi istekleri üzere seçtikleri izolasyonda yaşamaktadır. Acıdan yalnızlığı seçmekteler. Herkesi terk etme nedenleri ise kandırıldıklarını, aldatıldıklarını, hayal kırıklığı, herkes tarafından terk edilmiş, anlaşılmadıklarını, sevilmediklerini hissederler.
Kapılarını kapatıp, kendilerini güvende hissedecekleri ve kimsenin onları orada kıramayacağı ilüzyonu ile kendi dünyalarına çekilirler. Bu insanlar çocukluk dönemlerinde yalnızlıklarının kötülük görmedikleri tek alan olduğunu öğrenmişlerdir.
Kendi seçtikleri bu yalnızlık onlar için güvenli alandır, kimsenin onları üzmediği, dokunmadığı, sadece acısıyla kendisine zarar verdiği, yük olduğu alandır.
Şimdi bu çocuklar büyüdü. Onları bu hale getirenlerin kurbanları değiller artık. Gerekirse profesyonel yardımla düzeltecek beceriye sahipler.
Sabırla ve gayretle her şey düzelecektir. Adım adım her şey düzelecektir.
Korkuyu dizginlemenin envai çeşit yardımcı araçlar ve yollar var
Kendisini hissettiği, tanıdığı, kendisine yakınlaştığı ve zenginleştiren aktivitelerden faydalanabilir:
Okumak, resim yapmak, duygu ve düşünceleri yazmak.
Bu tür aktivitelerdeki amaçlar örn. moodu yükseltmek, insanın kendisine sevgi dolu yaklaşması, içsel bağlanma,kendisiyle arkadaş olması, kendisine merhamet etmesidir.
Benlik değerini artırmalıdır. Yalnız insanlar üzülmekten ve dışlanmaktan korkarlar. Benlik değerleri yükseldikçe insanlarla ilişkileri de güçlenecek, daha girişken olacaklardır.
Önce insan kendisine merhametli yaklaşmalı ki başkasına merhamet edebilsin.
Bunun için içindeki korkutulmuş, korkmuş çocukla diyaloğa geçebilir. Kişiliğin kırılmış tarafıyla duygusal bağ kurmak ve çocuğu sakinleştirmek zaman almaktadır ve sürekli tekrar gerektirmektedir.
Onu ciddiye alarak neyin onu korkuttuğunu veya neyden çekindiğini sorar. Sonra şefkatli ve yeterince iyi bir anne gibi her zaman onu sevip koruyacağını, ona bakacağını söyler.
Yalnızlık çoğu durumda insanın kendi seçimi olmasa da kaderi değildir. Korku çok büyükse kendisini yalnızlıktan korumanın farklı farklı yolları var.
Hiç kimse yalnız değildir. Ama korku öyle hissettirerek yalnızlığa yol açabilmektedir…
HANIM DEMİRBAŞ
UZMAN PEDAGOG VE SOSYAL AİLE DANIŞMANI
Yorum Yazın