Yazılarıma göstermiş olduğunuz yoğun ilgiye çok teşekkür ederim, yıllardır yazarım bu kadar yoğun bir okur ilgisi ile karşılaşmak beni birazcıkta şımarttı diyebilirim. Amacım her zaman en iyiyi, en güzeli sizlere yazmak.
YALAN DÜNYA “OUT “ SANAL DÜNYA “IN“
Arkadaşımla sohbet ediyoruz, konu kendiliğinden aklımıza geldi ve arkadaşım döndü bana.
Esra dedi, niye sanal alemi yazmıyorsun, bak sana birini anlatayım çok güleceksin.
Sanalda bir arkadaşım var, kadın gelmiş yetmiş yaşına, kırk yıl önceki fotoğraflarını paylaşıyor.
Kıbrıs’ta yaşadığını yazıyordu, bu yaz bende tatil için Kıbrıs’a gittim, hemen ona mesaj attım
-Canım benim , Girneye tatile geldim yakınındayım, seni görmeyi çok istiyorum, gel bu akşam Girne Limanında yemeği birlikte yiyelim.
Yanıt gecikmedi.
-Ahhh canımmmm, birtanem sen geldin ama ben burada değilim, Antalya’dayım çok üzüldüm, inşallah başka zaman buluşuruz.
Ben geldim o yok oldu az çok böyle birşey yapacağını tahmin etmiştim zaten.
Facebook ve Instagrama da, gırgırına girdiğini, bunları Ti’ye aldığını keyifle anlatıyordu,
- Mesela diye söze başladı, Boğazın Anadolu yakasında çok iyi bildiğim ünlü bir restoran var, çok gitmişliğim olmuştu oraya.
Sanal medyadan bir arkadaşım paylaşım yapmış, bir mekan fotoğrafı, konum olarakta o ünlü restoranı işaretlemişti.
Şaşırdım, oysa ki paylaştığı fotoğraf oraya hiç benzemiyordu, muzurluk değilmi o fotoğrafı Photoshopta büyütüp tek tek incelemeye başladım.
Onun yazdığı ile burası alakasız bir yerdi, fotoğrafın içinde duvardaki bir yazı dikkatimi çekti üzerinde ne yazıyordu dersin ? (Sefa Düğün Salonuna Hoş Geldiniz) Kahkahalarla gülüşmüştük.
Sosyal medyada bu tiplerle o kadar çok karşılaşıyoruz ki, insanlar kendilerini farklı göstermek için özel filtreli fotoğraflarını paylaşıyorlar.
Künyesine baksanız, aman Allahım ben İngiltere’de eğitim gördüğüm halde, onların yanında çömez kalıyorum, utanmasalar, kendilerini Oxford’da Prof.yazacaklar da biraz utanmaları var sanırım. Ah birde bunları yazarken Türkçeyi düzgün yazabilseler keşke ama nerdeee !
Söz sanal kahramanlardan açılmışken, klavye kahramanlarından bahsetmeden olmazdı.
Zamane gençlerine dönelim. Hani dedik ya “Z” kuşağı, biliyorum bazılarınız bana taktın ama bu “Z” kuşağına, kıskanıyormusun yoksa? diyecekler de varsın desinler.
Yok yahu kıskandığım falan yok, ben sadece değişen değerlerimizi anlatmak istedim.
Her zamanki işlerini gördükten sonra bilgisayarın başına geçti.
İçinde o alışıldık ve tatlı heyecanla tekrar “Çevrimiçi” olmak için gerekenleri yapmaya başladı.
Tuşlara dokundu, bir yerlere tıkladı.
Ekranın köşesinde ”çevrimiçi” yazısını görünce sanki dünya değiştirdi.
Bu mesajın bir anda kaç kişinin ekranında daha belirdiğini düşündü.
Ne kadar heyecan vericiydi.
“Aleme akmıştı işte.” Biraz sonra mesajlar gelmeye başladı.
-Slm
-Nbr.
(Zamanın gençleri o kadar hızlı ki, artık sesli harfleri yazmaya gerek bile görmüyorlar)
- Ağaç olduk burada birader!
Ayrı ayrı cevap yazmaya girişti. Herkese üslubunca yazıyordu. Kutucuklar arasında gidip gelirken, kaç kişilik değiştirdiğini düşünemeyecek kadar meşgul gözüküyordu.
- Hşbldk!
-Okuldan attılar
- Btr ol!
“Beter ol!” anlamındaki ifade ağır kaçabilir diye bir de gülümseme gönderdi.
İşaretler, kısaltmalar, sembollerle örülü tamamen bu dünyaya has bir dille konuşurken bir an duraksadı. Baktı, o ana mahsus yeni bir şey üretmişti “Bu tutabilir evet evet bu tutabilir.”
Şimdilerde hayatımız boyunca duygu geçişleri, sevinçler, hüzünler, acılar yaşıyoruz.
Teknoloji çağındayız bütün işlerimizi telefonlardan bilgisayarlardan interneti kullanarak yapıyoruz.
Zamandan tasarruf ettiğimiz kadarda tembelleşiyor boş vakitleri sosyal medyada geçiriyoruz.
Bu nedenle sosyal medya çok aşırı kullanılıyor.
Çocuklardan tutun en yaşlısına kadar sosyal medyada zaman geçiriyorlar.
Bebekleri susturmak için cep telefonu, tablet ellerine tutuşturuluyor.
Daha okuma yazma bilmeyen çocuklar sosyal medyada geziyor. Sitelere girebiliyor. Hatta yanlışlıkla bilmedikleri için abone olmaya tıklayabiliyorlar.
Uygunsuz sitelere abone olabiliyorlar. Çok fazla yanlış doğru bilgileri hafızalarına kaydediyorlar.
Büyürken bu bilgilerin sıkıntısını da çekiyor ailelerine de çektirebiliyorlar.
Yalnız yaşayan, aile tarafından anlaşılmadığını, değer verilmediğini düşünen yaşlı, genç, evli, bekar, kadın erkek fark etmez görmedikleri değerleri, ilgiyi sosyal medyalarda arıyorlar.
Bu sitelerde pusuya yatmış av bekleyen sahtekar, dolandırıcı, hırsız, insan taciri, ahlaki değerleri olmayan yaratıklar toplanmış.
Bunlara insan diyemiyorum.
Bu tür insanların tuzağına düşüyorlar. Hayatları kararıyor.
Öyle ki her şeyi sanal yaşamaya başladılar. Neredeyse insani duygular sanallaştı.
Kısacası günü kurtarmak için duygusuz, değerleri olmayan insan görünümlü robot haline gelinmeye başlandı.
İletişim çağındayız ve ışık hızında bilgilerin yayıldığı, paylaşıldığı, dünyanın en ücra köşesine ulaşabildiği ve hiçbir şey gizli kalmadığı bir çağ. Bu bilgiler doğru olanlar kadar bilinçli olarak eksik yanlış bilgilerden de oluşuyor. Doğru bilgiye ulaşmak zorlaşıyor. Hiç bilgisi olmayan birey o yanlış bilgiyi doğru olarak görüp ya da işine öyle geldiği için kullanabilir.
Büyük hatalara yol açar. İnsanların hayatlarını cehenneme çevirir. Kimse kimseyi suçlamadan “ o yapınca doğru ben yapınca yanlış” demeden bir an önce insanlığın kendine gelmesi gerekiyor.
Maksimum dikkatli olalım, çocuklarımızı lütfen takipte kalalım, bizler de bu arada başkalarına özenmekten, kıyaslama yapmaktan vazgeçelim.
Ne dersiniz haklımıyım.?
Habercaddesinde başka bir konuda buluşmak üzere
Mutluluk ve sevgiyle kalın değerli okurlarım…
ESRA SONGÜLER
GAZETECİ -YAZAR
Yerden göğe haklısın Esracığım , teknoloji konuşma ,yazma , okuma hatta dinleme yetimizi kaybettirdi , düşünüyorum da tüm dünya mı böyle yoksa bizim ülkemiz mi?
Fatoş Acar
26-02-2025 20:40