Habib BABAR
Türk sinemasının yakışıklı oyuncularından Mesut Engin, geçtiğimiz aylarda sefalet içinde yaşamını yitirdiğinde hatırladık… Yeşilçam'ın ünlü isimlerinden Mesut Engin yıllar önce Beyoğlu’nun arka sokaklarında tek odalı bir evde sefalet içindeydi. Kendisini ambulansla hastaneye kaldırmış ve tedavi altına aldırtmıştım. Yıllar sonra yine sokaklarda perişanları oynuyordu. Çünkü sinema onun vazgeçilmeziydi… Yeşilçam sokağında “Belki iş teklifi gelir” diye beklerdi. Ama nerede…
YAPAYANLIZ YAŞAMA VEDA ETTİ
Türk sinemasının Bizans kraliçesi Birsen Ayda’yı da sokaktan kurtarıp huzur evine yerleştirmiştim. Ne acıdır ki o da huzur evinde yapayalnız yaşama veda etti ve 5 kişinin katıldığı cenaze töreniyle toprağa verildi. Yazık gerçekten çok yazık…
Emektar oyuncu Tuncer Sevi’nin yaşamını yitirdiğini öğrendim. Gazeteler sayfalarının küçük bir köşesinde ölüm haberini vermişti. Zaten, sinemamızın Yeşilçam döneminde yüzlerce filmde oynayan ve yüzlerini gayet iyi tanıdığımız, ilgililerinin dışında isimleri bilinmeyen bu oyuncular, nedense hep ölünce hatırlanıyor! Kabaca, iyilerle kötülerin mücadelesini masalsı bir atmosferde işleyen Yeşilçam dönemi filmlerinde, “kötü her daim kaybeder” anlayışını seyirciye kabul ettirmek onların göreviydi. Bunun için filmin esas kızını, esas oğlan kadar sevseler de, filmin sonunda kaybeden onlar olurdu.
YEŞİLÇAM’IN ADALETSİZLİĞİ
Bu kayıp, hayatta da devam eder! Bunun da sebebi, Yeşilçam döneminin star sisteminden kaynaklanan adaletsizliği... Kazım Kartal, Erol Taş, Yavuz Selekman gibi birçok oyuncuyla röportaj yapmıştım. Onlar adaletsizliği anlatarak tarihe not düşmüşlerdi:
"Türk sinemasına çok şey verdik, karşılığında hiçbir şey kazanamadık. 'Niçin?' derseniz... Çünkü biz, ikinci adamı yani menfiyi oynuyorduk. Cüneyt Arkın 400 bin alıyorsa, biz 20 bin lira alıyorduk. Ama başa baş oynuyorduk. Hep böyle oldu. Bize soruyorlar, ‘para kazandınız mı’ diye, gülüyoruz. Yıllar böyle geçti.”
Filmlerde kötü adamı canlandıran oyuncuların birçoğu 1980'den sonra sessizce köşelerine çekildiler. Çoğu ekonomik sıkıntılar çekti ve vefat edince de “Yeşilçam'ın kötü adamı artık yok” başlıklı haberlerle hatırlanır oldular. Eğer cenazelerine katılım az olduysa bir vefasızlık edebiyatı yapılıp duruldu.
KÖTÜ ADAM OLMAK KOLAY DEĞİL
Tıpkı Mesut Engin, Birsen Ayda’nın vefatı sonrasında olduğu gibi... Oysa sinemamızda kötü adam olmak o kadar kolay değil! Erol Taş, Kuzey Vargın, Atilla Ergün, Önder Somer, Ali Şen, Cem Erman, Sırrı Elitaş, Hüseyin Zan, Bilal İnci, Nuri Alço, Dinçer Çekmez, Hasan Ceylan, Hikmet Taşdemir, Hakkı Kıvanç, Ünal Gürel, Süheyl Eğriboz... Hepsinin kötü olma hali farklı farklıdır. Kimi sinsi kötü adamı, kimi kurnazı, kimi sinirliyi, kimisi sapkını oynar... Yani “kötü adamın” içini ziyadesiyle doldururlar. Lakin film senaryoları onları katıksız kötü olarak çizdiği için, onların da bir insan olduğunu, onların da yüreğinde sevgi yaşayabileceklerini unutmayın.
Yorum Yazın