Rüzgar beni geçmişe götürdü yine ılık ılık esti , süpürüp silmeden hiçbir şeyi …
Geçmişte bir yerlere kondurdu.
Mektuplar, Kartpostallar ve Pullar.
Kapıyı çalan postacılarımız, ne yazık ki şarkılarıyla beraber çoktan unutuldu, hatta yok oldu.
Modern dünyada kargocular, motosikletlerinin gürültülü sesleriyle, başlarındaki kasklarıyla kapıları çalıyor, evde kimse yoksa kapının önüne ruhsuz bir şekilde paketlerini koyup gidiyorlar…
MEKTUPLAR
Dört gözle beklenen, içleri duygu yüklü , özlem dolu , kimi şiirlerle kimi şekillerle bezeli.
Buram buram hasret kokan, asker ocağına giden, anne-baba, eş ve evlat mektupları. Oğullarından gelen, yer yer gözyaşıyla ıslanmış , yazılar birbirine girmiş, kiminin ucu yanık , kiminin bağrı yanık mektuplar.
Sevgiliden gelen ve sevgiliye giden aşk kokulu mektuplar.
Pembe ya da mavi çiçeklerle bezeli, mektup kağıtları ve zarfları. Nasıl da ihtimamla arar bulurduk. O nasıl özel, nasıl güzel kağıtlar ve inci tanesi gibi yazılan yazılar, kimi yerinde sevgilinin gözyaşlarıyla ıslanıp dağılmaya yüz tutmuş. Bana sorarsanız bu mektupların bazıları hatıra olarak çerçevede saklanmalıdır.
Almanya’ya işçi olarak giden eşlerin birbirlerine yazdıkları özlem dolu mektuplar. Gurbette elleri biraz para tutan eşler, birer de Helga bulunca eski dünyasını unutur.
Mektupları artık bir tek memleketlerinde bıraktıkları hanımlar tarafından tek taraflı olarak yazılır, ne yazık ki gurbettekiler zahmet edip kendilerine gelen mektupları açıp okumazlar bile.
Aslında o kadar çok mektup yazılır ki bunların içinde seyahat mektupları, iş mektupları, dilekçeler, çöpçatan mektupları , arabuluculuk mektupları , resmi mektuplar , siyasi mektuplar , hatta hatta tehdit mektupları bile vardır. Bazı mektuplar şiirlere , şarkılara konu olur, bunlar da gurbet mektuplarıdır.
“Yarim İstanbul’u mesken mi tuttun,
Gördün güzelleri beni unuttun” der Muzaffer Akgün.
Bu türküyü söylerken kimbilir hangi yüreklere dokunup onları ağlatır, bir başka yerde.
Zerrin Özer
“Biliyorum ayıracak bu son mektup ikimizi” der
hatta yıllar süren sevginin kopma noktasında da olduğunu söyler ama yine de söylemeye devam eder..
Daha da pek çok mektup vardır şarkıların şiirlerin romanların içinde , ressamlar tablolarına yansıtır mektup okuyan kadınları.
Sene 1976 ve 18 Mart eşimle sözümüzün kesildiği tarih tabi ki eşim o günler de Urfa’da askerliğini yapıyor . Ama annesi babası bizim evde, sözümüz kesiliyor, çiçekler, çikolatalar ve takılar… Görücü usulü değil aileler birbirini tanıyor zaten , babalar ortak arsalar alıyorlar, İleriye dönük hayallerini gerçekleştirmek amaçlı. Bizim ki İki ailenin gönül rızasıyla olan bir evlilik, ama şanslı taraf benim ben de mantık eşimde aşk var, hangisi daha üstün o tartışılır!
Hemen haftasına eşimden gelen ilk mektubun da, bana kendini anlatıyor sözümüzü kutluyor, zarfın üzerinde askerde olduğu için görüldü ibaresi var. Ben onun ilk mektubuna cevap veremeden, ikinci mektup geldi, yine görüldü ibareli bir mektup ama bu seferki şahaneydi.
Kendini öyle bir tanıtıyor ki bana, “Pantolonlarımı ben ütülerim” diye yazmış . Offf bu adam nasıl sevilmez? Mantık uçtu uçacak , ütü çıktı hayatımdan, hiçbirileri değilse de bu mektup ömür boyu saklanır, hatta çerçeveleyip duvara bile asılır. Sonuçta duvara asmasam da özel mektup kutumuza koydum, üstüne üstlük kırmızı kurdeleyle de bağladım. O gün bugündür ütülerimiz eşime ait. Vallahi ben de; o ütülerimizi yaparken bütün gazetelerin bulmacalarını çözüyorum, inanın benim işim daha zor.
Artık mektup yazan yok mu sanıyorsunuz ? Var. Ben ve torunlarım, biz birbirimize yazıyor ve mektuplarımızı saklıyoruz, onlar saklanmaya değer dünyanın en güzel belgeleri.
KARTPOSTALLAR
Nasıl bir meraktı; Kişiye özel kartpostallar arayıp onları özel günler için hazırda tutmak. Yeni Yıl , Bayram ve Doğum Günleri kartpostalları.
Artık bizde o güzel kartpostallardan eser yok. Yurt dışına çıktıkça alıyorum. Bu ayın sonunda torunlarımın doğum günü var, birazdan yazımı bitirince onların kartpostallarını yazıp göndereceğim.
PULLAR
Pullar koleksiyon olarak artık pul albümlerimin içinde kaldı, şimdi PTT den pul bile almıyoruz, koleksiyona ilave tek bir pulum bile yok.
Bu haftada bu kadar, sağlıkla kalın , hoşçakalın
Fatoş ACAR:
Gazeteci - Yazar
Yorum Yazın