Yeşilköy Marina’da cafede oturmuş çay içerken, arkadaşımla karşılaştık,
“ Bu taraflarda randevum vardı, ne tesadüf sana rastladım,”
“ Acelen yoksa otur çay içip iki laf edelim”
Önümüzde tablo gibi bir deniz manzarası, çaylarımız demli, sohbetimiz şahaneydi.
Bu dünya iyisi arkadaşımın başına gelmeyen kalmamış, neler anlattı neler!
Hele bir olayı var ki, sizlere anlatmadan geçemeyeceğim,
Geçmişte ki partneri tarafından türlü oyunlar ve yalanlarla nasıl hüsrana uğradığını, hatta uçurumun kenarından döndüğünü anlattı.
Döndü bana dedi ki,
“Esra, bu yaşadıklarım bana büyük ders oldu, artık daha temkinliyim..
Eskiden kullanmadığım “Hayır” kelimesini bugün hiç tereddüt etmeden, çoklarına kullanıyorum, akıllandım artık”
Gülüştük.
“ O zaman dedim o kadına bir teşekkür borcun var ! “
“Şaşırdı, niye ? dedi. ”
“Sana bunları yapmasaydı, o kötü günleri yaşatmasaydı, seni maddi, manevi zora sokmasaydı, sen hala onun yalanlarına, oyunlarına, göz yaşlarına inanmaya devam edecektin, Şimdi kurtulduğuna sevin, Bu yaşadıklarında kulağına küpe olsun, herkese de inanma.
Kulağına Küpe olsun…
Hikayeyi herkes bilir de, birde benden dinleyin isterim .
Hikaye bu ya:
Günün birinde kuyumcuya giren şık giyimli, orta yaşlı bir kadın:
“Şu alyansımı kesip bana bir çift küpe yapar mısınız?” diye sormuş.
Kuyumcu şaşırmış, yüzüğü eline alıp incelemiş:
Yüzüğün içinde “Seni Seviyorum” yazıyormuş. Kadına dönüp
“Hanımefendi neden alyansınızı kestirmek istiyorsunuz. Belli ki sizde bir hatırası var” diye sormuş.
Kadın: “Bu benim nikah yüzüğümdü, kocamdan ayrıldım, şimdi küpe olmasını istiyorum.
“Seni” kelimesi küpenin bir tanesinde “Seviyorum” kelimesi de diğerinde olsun.”
Kuyumcu bir anlam verememiş dayanamamış kadına yine sormuş:
“Neden acaba?”
Kadın: “İleride böyle boş iltifatların bir kulağımdan girip diğerinden çıkacağını unutmamam için”
Ne kadar anlamlı, ne kadar ders verici bir hikaye değil mi?
Kulağına küpe olmak deyiminin anlamını Türk Dil Kurumu (TDK) Sözlüğünde
“Başına gelen bir işten veya gördüğü ve yaşadığı olaylardan ders almak ve unutmama” olarak geçmektedir.
Herşey iyi güzel de, bu deyim nereden gelipte dilimize yerleşmiş?
sorunuzu hiç havada bırakırmıyım, onu da sizler için araştırdım..
Bu konuda birçok rivayet var, ama dikkatimi çeken sadece ikisi oldu.
I- Yavuz Sultan Selim, Mısır'da kölelerin küpe taktığını görür ve
"Ben de Allah'ın kuluyum, onun kölesiyim" der.
Bunu unutmamak için küpe takar.
Kulağına küpe takmak deyiminin buradan mı geldiği bilinmez, çünkü Yavuz Sultan Selim olduğu varsayılan bir portede kulağında küpe olduğu görülmektedir.
II- Bektaşiliğe giriş töreninde söylenen söz, küpe takan ya da kulağı delik olan kişinin Bektaşi yani kuruluş dönemi Türkiye'sinin en etkin organizasyonuna üye olduğu düşünülürdü. Tarikattan çıkarılma da kulaktaki küpenin çekilip koparılması suretiyle ilam edilirdi..
Bu iki rivayet doğrumudur değilmidir, bilinmez.
Bana göre çıkış yeri neresi olursa olsun, çok anlamlı bir deyim , arkadaşımın düştüğü zor durumlara hepimiz düşebiliriz.
Hayat bu yarınların ne getirip, ne götüreceği belli olmaz.
O şeytana şapka çıkartan yalancılar karşısında bazen duygularımıza yenik düşeriz, Karşımızdaki tehlikenin ne olduğunu anlayana kadar geçen zamanda, onun için yaptığımız iyiliklerin ve güzelliklerin faturasını daha sonra çok ağır öderiz.
Bunlar da kulağımıza küpe olsun.
Bir başka yazımda buluşmak üzere
Hoşçakalın, hoş kalın.
ESRA SONGÜLER
HABER CADDESİ EDİTÖRÜ
Yorum Yazın