Sıcak bir yaz günüydü, gazeteci arkadaşımla Mecidiyeköy’de buluşmuş, bir kahve molası vermek için kafe arıyorduk… durdu…
-Seçil dedi
-Çok farklı bir yere götüreyim seni… unutamayacaksın…
Şaşırmıştım, sokak aralarında bir yerde durduk, kafamı kaldırdım temiz, bir cafe.. adı da ilginç “DOWN CAFE” İçeri girdik şaşkınlığım bir kat daha artmıştı… Tertemiz, nezih bir yer, masalarda çiçekler, “Sadece Farklıyız” yazan duvarda bir pano, tertemiz giyinmiş, kırmızı önlüklü kızlı erkekli güleryüz bir kadro arı gibi çalışıyorlardı, müşterilere hizmet ediyorlardı…
Onlar farklıydı, evet hepsi down sendromlu gençler… biliyorum şimdi aranızda “ Nasıl yani “ diyenlerinizde var ama yazdıklarımın altına imzamı atarım Nefis Menü yelpazesinde hizmet veren bir Cafe…. Dow Sendromlu gençlerle ilk burada tanışmış onlara hayran kalmıştım..
Down sendromlu bir çocukla karşılaştığınızda onu hastalıklı olarak tanımlarsınız ama yanılırsınız … Down Sendromu bir hastalık değil genetik farklılıktır, tıp bilimi aynen şöyle der “ Hepimizde Çiftler halinde kümelenmiş olan 23 çift kromozom bulunuyor., yani insan vücudunda toplam 46 kromozom olması gerekiyor. Down Sendromlu kişilerde ise 47 kromozom bulunuyor, demekki neymiş Down sendromu bir hastalık değil farklılıkmış Nokta!…
İlerleyen günlerde Kartal’da bir Koro çalışmasına katılmıştım, Kaan’la ilk orada karşılaştım, dünya tatlısı bir gençti, koromuzun nazar boncuğu… Kaan koromuza tabiki annesi ile birlikte geliyordu, Sonra Meral ile tanıştım… Meral Kaan’ın annesi…daha doğrusu hem annesi hem de babası demek daha şık olurdu…
Yine bir sonbahar günüydü, bir tatil günü Meralimle Kartalda sahilde bir cafede buluştuk, tabiki Kaan’ımı yanında getirmişti… böylesine bir evladı yetiştirdiği, ona hayatını adayıp hem annelik, hem babalık yapmış birinin ben ellerinden öperdim.. Meralim talihsiz bir evlilik yapmıştı , bir süre sonra Kaanımı kucağına aldığında dünyanın en mutlu insanıydı ama Kaan’da bir gariplik farketti, götürdüğü doktor acı gerçeği söyledi, Kaan maalesef Down Sendromluydu, Meralim azimliydi, kararlıydı… Kaanıma dört elle sarıldı.. onu pırıl pırıl yetiştirdi… Kaan eğitimini başarı ile tamamladı, öyle ki iki yıllık üniversite eğitimini tamamlamış halkla ilişkiler bölümünden mezun bile olmuştu…
Resme olan yatkınlığı hocalarının dikkatini çekmişti… Kaan başarıyla tuvallere can veriyordu… ilk sergisin Kartal belediyesinde, ikincisini ise Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğinde açtı,
Kaan şimdilerde ise hummalı bir çalışma içinde günlerini resim atölyesinde geçiriyor… yeni bir sergi açma çabasında… Kaanın başarıları anlatmakla bitmez , tiyatro eğitimide almıştı.. .”İyiki doğdun meleğim” adlı tek kişilik tiyatro oyunuyla gönülleri çoktan fethetmişti bile…
Meral anlattıkça Kaan gururlanıyordu…. İşte benim en büyük dostum…. Kaanım iyi ki varsın sen….
Haftaya başka bir konuda buluşmak üzere kalın sağlacakla…
SEÇİL ESKİOĞLU
GAZETECİ-YAZAR.
Yorum Yazın