Can dostum, canım arkadaşım Dilan ile Kadıköy’de buluşmuştuk, denize karşı bir cafede, sade kahvelerimizi yudumlarken, sohbetimiz bitmiyordum, söz İyilikten açılmıştı, Hani derler ya “ İyilikten maraz doğar “ diye, Dilan bu söze içerlemiş olacakki döndü
-Yok artık, İyilikten maraz doğarsa, o zaman Neşeden de keder doğar…
Bir kahkaha atmıştım…
Yani ne bileyim, yüzme bilmeyen biri ayağı kayar havuza düşer, boğulmak üzereyken, tereddütsüz atlar çıkarırsın. Garibana ekmek verip, kedinin karnını doyurursun, veya bir hastayı, hastaneye götürmek gibi şeyler, örneklemeler çokta ben bunları iyilikten saymıyorum.
Çünkü düşeni kaldırmak, yatacak yeri olmayana yer verip evinde misafir etmek, zaten her insanın yapması gereken şey değil midir? Aslında elbette her insanın yapması gereken şeyler ama nerdeeeee…
Karşılıksız yardım yaptığında sana karşı ya tetikte bekliyorlar, “Bakalım karşılığında ne isteyecek” diye, ya da sanki o yaptığın iyilik görevinmiş gibi, sana salak gözüyle bakıyorlar.
Karakteristik özelliğimden dolayı bana gösterilen, şahit olduğum her bir sahneden üzerime düşen bir sorumluluk payı olduğuna inandım hep.
Bilirsiniz değil mi hep derler “İyilikten maraz doğar ” Hata Mehmet Akif bile bir şiirinde yazmış,
“ Ok atmayı öğrettiğim insan, döndü bana nişan aldı” demiş
Neyse lafı uzatmadan biz başa dönelim havuza düşüp de boğulmaktan kurtardığımız insan,
-Niye bana suni teneffüs ettirdin?” demeyecek inanın!
Kediye bir parça et verdik diye, tırmalamaz, sanmıyorum, veya evimizde bir gece kalan misafir, ömrümüzden götürmeyecek, giderken.
İhtiyacı olana edilen her türlü yardım, farklı yerimizden dokunur, mutlu eder.. Şu var ki, iyilik yapmak adına, ettiğimiz kötülüklerden bahsediyorum İşte biz bunlara “iyilik ettik” diyoruz. Ama değil! iyilik adını verdiğimiz, hiç karşılıksız, bizi üzen, ezen, boyumuzu geçen
fedakârlıklara artık “Dur!” demeliyi şey bir yere kadar!
Hayat zorluklar içinde herkes için demiyorum ama eğer durumunuz varsa, yere düşen birini kaldırmak, bu zaten gözü gören her insanın üzerine bir vazifedir.
Tanıdığınız bir yakınınızın hayatını kurtarmak! ona ev, iş ve yaşaması için bütün ihtiyaçlarını temin edip, o kişinin bir ömür, kimseye muhtaç olmamasına sebep olmaktır, anladığım, en güzel iyilik bu! yoksa bir ömür, bir canlının mesuliyetini üzerinize alıp, Onu sırtında taşımak değil..
Hiç bitmeyen fedakârlıkların sonu,
-Otur evladım, sıfır aldın!” diyen bir öğretmene,
-Ama ben hepsini doğru yaptım” diyen bir talebenin durumu gibi
hayal kırıklığıdır.
Yine birgün gazeteci bir arkadaşımla sohbet ediyoruz, ilginç bir anısını anlatmıştı, Yakınıyla bir tatil beldesinde sahilde dolaşırken, bir dilenci ile karşılaşmışlar, arkadaşım oralı olmamış, ama yanındaki çantasına el atarken arkadaşım onu durdurmuş ve yollarına devam ederken, bu kez bir park kanepesinin yanından geçerken o kanepede oturan, hırpani giyimli kirli sakallı bir genç, seslenmiş,
-Ağbiciğim şarap parası verirmisin” demiş,
Gazeteci arkadaşım durmuş… cüzdanından çıkarttığı 100 lirayı o şarap parası isteyen gence verince yanındaki bayan arkadaşı dayanamamış sormuş…
-Niye “çocuğum aç” diye kıvranan zavallı kadına vermedin de, şarap alacağım diyen adama veriyorsun demiş…
Gazeteci arkadaşım dönmüş ve demişki,
-Ben o kadını tanıyorum, altlarında arabası da var, kocası bir kenarda bekliyor o çocuğunu kucağına alıp dileniyor duygu sömürüsü yapıyor , ama o şarap alacağını söyleyen genç duygu sömürüsü yapmıyordu, dürüstçe söylüyordu ondan verdim…
İşte böyle Haber caddesi okurlarım , İyilik elbette çok güzel, ruhumuzu okşayan davranış ama bunu yaparken çok dikkatli olmalıyız,
Neyse herşey gönlünüzce olsun kalın sağlacakla ..
SEÇİL ESKİOĞLU
GAZETECİ-YAZAR
Yorum Yazın