“Hey gidi koca dünya gam yükümüsün!
Söyle şöyle fani dünya gam yükümüsün” şarkılar der dururda, hayat böyle değil işte,
Sabah kahvemi içerken, günümüze damgasını vuran şair ve yazarlar film şeridi gibi geçti gözümün önünde…
O öyle bir şairdi ki, bunun kendi de farkındaydı zaten, her ne kadar bankacılık gibi rasyonel bir işte çalıştıysa da ondaki yazma sevdası giderek artan bir tutkuyla içine çekiyordu onu.
Aşıkların okuyup ta kendini bulduğu bir mabet gibiydi artık, suya sabuna dokunmadığı için, kitaplarını dilediği gibi yayınlatabiliyordu. Sevenlerin sevenlerin şairiydi o…
Gel gelelim; kendi gibi şair olan babası muzdaripti oğlundan. Defalarca intiharı deneyen evladını bu eylemden vazgeçirmek için, bayağı bir yıpranmıştı adam.
Allah evlat acısını kimseye yaşatmasın!
Tanıdınız değilim, hani aşkın adını “Ayten” koyan, milyon kere “Ayten” diyen, dünyadaki sevdaların ismi “Ayten” olsun diyen…
Ümit Yaşar Oğuzcan.
Hepimiz biliriz onu. Siz deyin, yirmi kere, ben deyim on kere denedi ölmeyi. Üç kez bile olsa bu çok fazla. Gerçi başaramadı da…
Öyle şaşırıyorum ki, onun hayatını şöyle derinlemesine inceleyen biri de çıkmadı ortaya. Belki olmuştur da ben duymadım, bilmiyorum benim cahilliğim deyin siz artık.
Ümit Yaşar’ın gönlünün merkezinde, kadına olan sevda vardı, gerisi teferruat. En çok hoşuma giden de, kadını güzelliği ve cazibesiyle değil, kendisinde bıraktığı izlerle değerlendirdi hep.
Ne zaman ki biricik oğlu Vedat’ın intihar etmesine kadar, O ki gidip de kendini Galata kulesinden attığı yetmezmiş gibi, avucunun içinde bıraktığı not, alt üst etti şairi. Allah düşmanıma bile vermesin, böyle bir kararlı davranışı, insan bir ömür unutamaz!
“Baba, öyle ölünmez, işte böyle ölünür!”
Ve farkındasınız değilim, oğlunun canına kıymasından sonra, artık o şarkılara can, aşıklara kan veren koskoca Ümit Yaşar, ölüm, ayrılık, hasret temalarına girişerek fırtınalarını dindirmeye çalıştı.
Yine kendi kendime endime kızıyorum. Nereden geldi şimdi bu aklıma?
Bu sabah balkonuma geçmiş, çam ağaçlarının hışırtısı altında kahvemi içerken…
Geldi işte ve yazıyorum bana zaten şeytan da geldiği zaman, öyle böyle değil, senfoni orkestrası gibi bir grupla geliyor.
Yine deli deli düşünüyorum da talihin ürkütücü bilinmezliğinde ne yok ki? Türk Edebiyatında iz bırakanların yazgısına da bakın!
Hani Namık Kemal’in torunu da müzik öğretmenine olan sevgisi karşılık bulamayınca, bir kurşunla yok etti kendini. Değer mi? Değmez ama oldu bir kere, dönüşü de yok bunun.
Reşat Nuri, oğlu öldüğünde, yemin billahlar etmişti, “Daha çocuk istemem” diye. Kömürün ateşi gibi tutuşan yazar, gene de bir kızı olunca, sızısı hafifledi bir parça.
Ya Peyami Safa?
Şanlı şöhretli gururla, askere yolladığı evladının ölüm haberini alınca, dünyası yıkıldığını söylüyor.
Halit Ziya’yı zaten herkes biliyor. Oğlu Vedat, ölüp acısı dinmeden, diğeri intihar edince, infilak eden ruhunu teskin etmek isteyen yazar, “Bir acı hikâye” isimli roman çıkardı ortaya. İşte orada yazdıkları, bir paket mendilsiz okunamazzz…
Ateş düştüğü yeri yakıyormuş. Tevfik Fikret’in oğlu da, okumaya gittiği yabancı bir i devlette din değiştirince, “ölümden beter” dediği o yıkım!
Daha saysam, sayfam müsait değil, başınızıda ağrıtmak istemem , en iyisi burada noktalamak.
Onların her birinin uyanışı, arayışı, çalkalanışı, kaynayışı, yıpranışı ve duruluşuna kadar, işte bunları net olarak görebilmek, ancak pür dikkat o yazarı okumak, izlemekle mümkün!
Demek ki son zamanlar hayat, istediğim gibi gitmiyor. Gitmezse gitmesin ama bakın; neleri hatırlıyor insan :)
En morale ihtiyacımız olduğu zamanlar, “dostunum” diyenler var ya, işte onların davranışları bizi sıfıra indirebiliyor…
Biraz daha yazılarıma sarılmak geliyor içimden. Ümit Yaşar gibi aşkı zirveye koymak ve aşka sığınmak istiyorum. Yazılarıma…
Bunalımsan, bunalım takılacaksın arkadaş, yoksa yapmacık oluyor..
Ve sen , bana bu yazıları bir çırpıda yazdıran sevgili ilhamım, son zamanlar bana çok fazla ölümü hatırlatıyorsun farkındamısın, unutma sen yoksan, bil ki bende de yokum!
Karamsarlığa soktum sizi değilmi… kalın sağlacakla…
SEÇİL ESKİOĞLU
GAZETECİİ & YAZAR
Yorum Yazın