DOĞRU SÖZE NE DENİR


İNCİLAY ÖZDEMİR

İncilay ÖZDEMİR
 
Bilinen hikayedir:
Adamın biri, akıl hastanesinin parmaklıklarına yaklaşmış. İçeride gördüğü deliye:
 - Deli, deli, diye seslenmiş. Siz içeride kaç kişisiniz?
Deli şöyle bir durup düşünmüş:
 - Bizim içeride kaç kişi olduğumuz mühim değil, demiş. Asıl siz dışarıda kaç kişisiniz?
Bu hikayeyi duydukça, hem tebessüm ederim, hem de düşüncelere dalarım. Evet, İçerideki deliler biliniyor. Ama, ya dışarıdaki deliler... Bunlar, hayatın her kademesinde karşımıza çıkabiliyor. Üstelik bu iş, ne yaşa, ne tahsile, ne kariyere bakmıyor.
Televizyona çıkan bir profesörü, başta saygıyla dinliyorsunuz:
- Helal olsun, adam boşu boşuna dirsek çürütmemiş, diyorsunuz.
Birden adam öyle bir laf ediyor ki, kaba etinize iğne batmış gibi oluyorsunuz. Saçlarınız havaya dikiliyor. İrkilerek
 - Aman Allah'ım. Bu da deli! diyorsunuz. 
Sonra bir politikacı çıkıyor, önceleri kitap gibi konuşuyor.  Kendi çıkarlarına ters düşen bir konuyla yüz yüze geldi mi, birden deliriyor. Muhakeme gücünden yoksun, bir çılgının etmeyeceği laflar ediyor. O kadar komik duruma düşüyor ki, farkına varamıyor. O anda, siz onu, kafasında huni, kulaklarında mandalla görür gibi oluyorsunuz.
Koca koca, kravatlı, takım elbiseli iş adamlarından da çıkıyor aramızdaki deliler.  Adam pijamasını giyiyor, yatağına oturup, tekrar tekrar parasını sayıyor. Zaman zaman onu öpüp okşuyor. Bunun gibi ve daha da beter neler neler duyuyoruz...  Üstelik, akıl hastanesindeki delinin dediği gibi, dışarıdakilerin kaç kişi olduğu da bilinmiyor. 
Sinemaya gidiyorsunuz. Yanınızda oturan acayip hareketler yapıyor:
-Aman yarabbi, diyorsunuz. Yoksa bu da mı deli! 
Sokağa çıkıyorsunuz, karşıdan gelen kişi dengesiz bir şekilde üstünüze yürüyor.Bu arada anlamsız kaş göz hareketleri birbirini takip ediyor. 
 -Tamam, diyorsunuz. İşte bu da deli! Bu kadar çok deliyle karşılaşınca, yoksa ben de mi deliliğe kayıyorum diye düşünüyorsunuz...
"Aramızdaki Deliler" adlı deneme kitabımda da işlediğim bir olayı sizinle paylaşmak istiyorum : 
 " ..... Olay büyük bir hastanenin, nöroloji servisinde geçiyor. Doktorlar ziyaretlerini bitirdikten sonra, beyaz gömlekli genç bir bayan, odaları bir bir dolaşıyor. Hastaların durumlarını soruyor. Hatta doktorların, hastalarına muayene sırasında yaptırdığı hareketlerin aynını yaptırıyor:
 - Parmağını burnuna değdir. Dizlerini bük. Ayaklarını oynat şimdi.
 Hastanın ayağına dokunarak :
 - Hissediyor musun? Ya buraya dokunduğumda? Bugün daha iyisin. Ben gene uğrarım, deyip odadan çıkıyor. 
Kimse bu doktorun kim olduğunu, nereden geldiğini bilmiyor. Sık sık odalarda, hastalara beyinle ilgili konuşmalar yapıyor. Ölü insanların beynini kesip, nasıl incelediklerini anlatıyor:
- Beyin çok karışık, yün yumağı gibi bir şey,  diyor ballandıra ballandıra. Sonra da çılgın kahkahalar atıyor. 
Hastalar ve yakınları tuhaf tuhaf ona bakıyorlar. Bir gün, bir hasta refakatçisi  koridorda karşılaşıyor onunla. Doktor kılıklı,  bir sır verecekmiş gibi öne eğiliyor. Gözleri çakmak çakmak:
-  Biliyorum, nazar bu. Bana nazar değdi,  diyor.
Karşı taraf: 
- Kimin nazarı değecek , diye cevap veriyor. O ise, karşısındakinin gözlerinin içine baka baka:
- Tabi ki senin ,diyor. Doktor olmamı çekemiyorsun da ondan.
Sonra yine çılgın kahkahalar atmaya devam ediyor. Ve kaşla göz arasında ortadan yok oluyor.
 Konuşmaları duyan hasta  yakınları, bir araya geliyorlar. Bu doktorun kim olduğunu, nereden geldiğini bilen yok. Kimi refakatçiydi diyor, kimi doktor. Ama nereden, hangi servisten  olduğu bilinmiyor. Hemşirelerden de onu tanıyan yok. O günden sonra da bir daha görünmüyor. Hastanede yatanlardan biri, onun deli olduğunu söylüyor. Hem de tehlikeli bir deli...."
Evet, böyle tipler her yerde karşımıza çıkabiliyor. Bir hastanenin nöroloji servisinde bile...
Peki, delilik neden bu kadar artıyor? 
Bu konuda ünlü bir psikiyatristimiz şöyle diyor:
- Psikoterapisiz kalmış bir ülkenin,  hayat damarlarından biri kopmuş demektir. Burası psikoterapisiz kalmış bir ülkedir. Sağlık Bakanlığı, psikoterapiye para ödememektedir. Bunun sonucunda da, psikopatların çoğaldığını görüyoruz. Bu da, toplum için ciddi bir tehdit oluşturuyor...
Ne diyebiliriz ki. Doğru söze ne denir?..
 

04 Ekim 2015 Pazar 19:05:39
2516 defa okundu
Paylaş :     Arkadaşına Öner


En Çok

Bu Hafta

Bu Ay

Hedefi 12’den vuraca...



Warning: mysql_close(): 4 is not a valid MySQL-Link resource in /home/habercad/public_html/yazi.php on line 154