“KAÇ ZAMANDIR”


SİMA SARIKAYA

Yazmak hep rahatlatmıştır beni. Şarkı söylerken, içimde olan depremleri durdurur gibi, söyleyemediğim tüm cümleleri, tüm dünyaya haykırır gibi. Hani boğazınıza bir yumruk iner, yutkunamazsınız ya bazı zamanlar, ya da gözler yaşla dolar , ama akamaz, bir türlü ağlayamaz insan … İşte tam da o anda, imdada yetişen yareninizdir elleriniz, parmaklarınız… Yazılar dökülür sayfalara, sayfa sayfa devam eder. Zaman mekan kaybolur sanki satırlarda. Ve içten bir nefes alışla, geçer gider o an hüzün… Aslında geçmez de, geçici bir hal alır… 

Ama kaç zamandır yazmadı bu parmaklar. Kaç zamandır şarkı söylemeyi bile, unutturdu bana insanlar. Şu “Kaç zamandır” diye başlayan yarım kalan sözün yanına, oysa neler neler eklenir… Aklıma Ahmet Kaya’nın okuduğu şarkının muhteşem şiiri geldi “Kaç zamandır yüzüm traşlı, gözlerim şafak bekledim. Uzarken ellerim kulağım krişte, ölümü özledim anne…”

Kaç zamandır… Sahi bir sorun kendinize, kaç zamandır yaptıklarınızı, yapamadıklarınızı, tam yapacakken yaptırılamadıklarınızı…? Siz bile şaşar kalırsınız, çıkan liste adına. 

Kaç zamandır yazmıyordum, şarkı söylemeyi bile unutmuşluğumla. Kaç zamandır, güneşe çıkmadım mesela, güneşli bir günde parkta oynayan çocuklara bakmadım. Kaç zamandır, gökyüzündeki yıldızları saymadım, bulutları seyredip, şekillerini bir şeye benzetmedim. Denize bakmadım mesela kaç zamandır. Dalgaların kalbime vuran müziğini dinlemedim. Kaç zamandır simit yemedim, kuşlara tanelerini atmadım. Yoldan geçen bir dilenciye bozuk para bile vermedim. Kaç zamandır, annemi öpmedim şöyle doyasıya, babamın mezarına gidip onunla dertleşmedim ya da. Doğup büyüdüğüm, anılarımın olduğu mahalleden yolum geçmedi, bir evliyanın türbesine gidip dua da edemedim. Kaç zamandır, en sevdiğim o tepeye çıkmadım. Kitaplar okumadım, şiirler yazmadım, pazara çıkmadım, hiç tanımadığım insanlara selam vermedim gülümseyerek. Bir fidan ekmedim, bir çiçeği sulamadım, kedilere mama vermedim, bir sokak köpeğini sevemedim. Kaç zamandır, sevdiklerimi arayamadım, bir nasılsın diyemedim…

Kaç zamandır, gece oldu uyuyamadım, gündüz oldu uyuyamadım, ta ki koltuğun kenarında bayılana kadar. Kaç zamandır……. Noktalar dolar da taşar, dolar da taşar… 

Aslında ben, aslında ben kaç zamandır kendimi sevmedim, aynaya bakıp kendimle konuşmadım bile. Ve kaç zamandır, sevdiklerimden bile uzak kaldım, onları üzmemek adına… Onlar gibi olamadığım için, anlaşılamadığım için belki de…

Ölümü özledim ben… Kaç zamandır ölmüşlüğüm ile.. Ama ölemediğim içindi hep kaç zamanlarım ve özlediklerim adına, kendimi özlediğim, kaybettiğim için… Sevdam için, annem için , babam için… Allah’ım için… Özledim yapamadıklarımı ve bir daha asla yapamayacaklarımı. Özledim, toprağı , oraya verdiğim canları, özledim bedensizliğimi. Özledim cesedimi ve özledim hiç olmayı. O yüzden de “KAÇ ZAMANDIR” hayatı unuttum, yaşamayı unuttum, kendimden geçtim… 

Bundan sonra; gidilecek yer neresi bilemiyorum ama, son nefese kadar kaç zamandır demekten de vazgeçtim artık… Unuttum eski beni…

Vaz geçtim…

SİMA SARIKAYA

 


28 Nisan 2017 Cuma 16:53:11
1225 defa okundu
Paylaş :     Arkadaşına Öner


En Çok

Bu Hafta

Bu Ay

Okulda igrenc olay…...



Warning: mysql_close(): 4 is not a valid MySQL-Link resource in /home/habercad/public_html/yazi.php on line 154