EŞYALARIN LİSANI


SİMA SARIKAYA

Öyle güzel duruyordu ki; ha yıkıldı yıkılacak olan masum ama hoş, endamlı o komidinin üzerindeki radyo... Sanki ; gel, bana dokun dercesine. "Gel yanıma, dokun ve dinle beni" dedi sonra... Kalkıp gittim yanına, o koskocaman sağında ve solunda bulunan düğmelerine dokundum önce. Sonra başının üzerini sıvazladım usulca. Derken; bir zamanlar en güzel şarkıları çalan, o ince , nazik, tel tel ayrıklarını. Her bir zerresine dokunurken ben, tam da o an anlatmaya başladı hikayesini... Senelerce bıkıp usanmadan, mest etmişti dinleyenlerini. Haberler vermişti dünyanın dört bir yanından, kimi acı, kimi tatlı. Hiç yorgunluk nedir bilmemişti o. Yıllar boyu sahiplerine en güzel sadakati ile. Ve o gun gelip çattığında, susmustu artık sesi. Yaşlandığının farkındaydı fakat ; kabullenmek istemiyordu bir türlü. Sesi soluğu kesilince de... Bir tarafa atılmıştı. Ne konuşanı, ne dokunanı vardı artık...

Hatırlar mısınız o radyoları dostlar? Dedemden kalma yadigar olanı da halen baş ucumuzda durur. Her baktığımda konuşur , dertlesirim onunla . Dedemin çocukluğu gezinir yanımda sanki . Hiç görmediğim büyük büyük babamın, büyük büyük ninemin gençliğini görürüm. Ev hallerini yaşarım sanki ,o radyo ile her temasımda... Her şeyin ama her şeyin lisanı var kendince . Ister eski , ister yeni olsun . Verdiğim örnek radyoydu belki ama. Daha dünyalarca örneği de var buna. Her canlının nasıl hal dili var ise. Eşyanın da hakikati ve dili vardır manevi boyutta. Geçmişe dair izleri tek anlatan şeylerdir eşyalar. Geleceğe dair olanı bile belki de... Ki bu ; bir çok kendini aşmış medyumlar tarafından transa geçilerek hissediliyor bile. Vefat eden birinin en değerli eşyalarından birini ellerine alıp, ya da ona dokunup, gözlerini kapatarak o eşyanın sesini duyabiliyorlar bu insanlar. Vefat edenler ile bile bazen görüşeni bile var bu eşyalar aracılığı ile. Hiç garip gelmesin size bu yazdıklarım...

Çünkü bu da bir ilim . (Doğru insanlar ve seçilmiş insanlar tarafından yapılırsa elbet) Gerçi konumuz bu değil de. Hazır yazarken bunu da aktarmış oldum sizlere ....

Eşyaların dili harika. Sadece tek yapmanız gereken , saygı ve sevgi ile bakmak ve dokunmak . Gerçi şu devirde bırakın eşyayı, insanın insana saygı sevgisi kalmadı. Ama olsun ne kadar azınlıkta da olsak , olmak ve fark etmek , farkında olmak müthiş bir duygu. Düşünsenize her şey ama her şey zikir halinde şu evrende. Her atomun kendine has dili var. Hepsinin ayrı ayrı zikri var. Ne muazzam bir sey bu. Binlerce kez şükür etsek azdır Yaradan'a... Güzel bakın, güzel görün inşallah. Güzel sevin , güzel sevilin . Nasıl bakarsan öyle görürsün diye boşa dememiş erenler. Eşyanın da hakikatini her daim görmemiz ve hissetmemiz dileği ile....

 

Sima SARIKAYA

 


10 Şubat 2017 Cuma 15:39:38
299 defa okundu
Paylaş :     Arkadaşına Öner


En Çok

Bu Hafta

Bu Ay

Rojin’den yedinci al...



Warning: mysql_close(): 4 is not a valid MySQL-Link resource in /home/habercad/public_html/yazi.php on line 154